Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Küresel iklim krizi ve küresel ısınma geri dönülemez bir eşiğe doğru ilerlerken, okyanus derinliklerinden gelen son veriler bilim dünyasında büyük bir endişe yarattı. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) bünyesindeki uzmanlar, Pasifik Okyanusu tabanında olağanüstü bir hızla büyüyen sıcak deniz altı akıntısını deşifre etti. "Kelvin Dalgası" olarak adlandırılan bu devasa su altı kütlesinin, mevsim normallerinin çok üzerinde bir enerji barındırdığı ve tarihin en yıkıcı "Süper El Niño" meteorolojik olayına yol açacağı açıklandı.

Deniz arkeologları ve klimatologların uydu verileriyle desteklediği su altı haritalama çalışmaları, tehlikenin boyutunu sayısal verilerle ortaya koyuyor. Pasifik’in altındaki bu devasa sıcak su havuzunda ölçülen sıcaklıklar, uzun vadeli okyanus ortalamalarının tam 13,5 Fahrenhayt (yaklaşık 7,5 santigrat derece) üzerinde seyrediyor.

Bir doğa olayının "Süper El Niño" olarak adlandırılması için okyanus yüzey sıcaklığının normallerin en az 2 santigrat derece üzerine çıkması yeterli olurken, mevcut su altı dalgasının barındırdığı bu devasa enerji küresel ısınma eğrisini doğrudan tırmandıracak güçte. NOAA İklim Tahmin Merkezi'nden araştırmacı Michelle L’Heureux, mevcut Kelvin dalgasının büyüklük ve hacim bakımından, dünya genelinde büyük yıkımlara sahne olan 1997 yılındaki tarihi dalgaya meydan okuduğunu belirtiyor.

Meteoroloji literatüründe Süper El Niño evreleri, insanlık tarihi için her zaman büyük felaketlerin habercisi oldu. Dünya genelinde tescil edilen ilk büyük Süper El Niño vakası 1877 yılında yaşanmış, o dönem kıtalar arası düzeye ulaşan ekstrem kuraklık ve kıtlıklar nedeniyle yaklaşık 50 milyon insan hayatını kaybetmişti.

Yakın tarihte, 2015-2016 yılları arasında tecrübe edilen son büyük El Niño dönemi ise sadece kuraklıkla kalmamış; dünya genelinde Zika virüsü, kolera, hantavirüs ve çikungunya gibi ölümcül epidemi ve salgın hastalıkların mutasyon hızını artırarak yayılmasına doğrudan sebebiyet vermişti. Bilim insanları, benzer bir halk sağlığı ve çevre krizinin kapıda olduğunu vurguluyor.