Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Sağlıklı, hızlı ve ekonomik yemek pişirme vaadiyle son yıllarda küresel bir mutfak trendine dönüşen hava fritözleri, bu kez madalyonun diğer yüzüyle, yani barındırdığı biyolojik risklerle gündemde. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünya genelindeki hanelerin yüzde 60'ından fazlasında kullanılan bu popüler cihazların iç kaplama malzemeleri, tıp dünyası tarafından mercek altına alındı. Onkoloji ve halk sağlığı uzmanları, cihazların yapışmazlık özelliğini sağlayan kimyasal bileşenlerin, insan vücudunda ve doğada asla yok olmayan sinsi birer tehdit mekanizması oluşturduğunu tescilledi.

Hava fritözlerinin hazne kaplamalarında sıklıkla tercih edilen politetrafloroetilen (PTFE) içerikli yapışmaz yüzeyler, temel olarak PFAS (per- ve polifloroalkyl maddeler) adı verilen sentetik bir kimyasal ailesine dayanıyor. Tıp literatüründe biyolojik olarak parçalanma sürelerinin neredeyse imkansız olması sebebiyle "sonsuz kimyasallar" olarak adlandırılan bu maddeler, solunum veya gıda yoluyla vücuda girdiğinde organlarda kümülatif olarak birikmeye başlıyor.

Slovak Tıp Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği geniş kapsamlı klinik incelemeler, uzun süreli PFAS maruziyetinin doğrudan lipid bozuklukları, kronik yüksek tansiyon, tiroid hastalıkları ve kısırlık ile bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yürütülen ulusal sağlık taramalarında ise dehşet verici bir veriye ulaşıldı: ABD nüfusunun yüzde 95'inden fazlasının kanında saptanabilir düzeyde bu sonsuz kimyasallara rastlandı. Maddenin anne sütüne ve göbek kordonu kanına dahi geçebilmesi, yeni doğan bebeklerin ve fetüslerin gelişimsel toksisite riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

İngiltere merkezli meme kanseriyle mücadele örgütü Breast Cancer UK Araştırma Direktörü Dr. Hannah Moody, hava fritözlerinin fabrikasyon üretim hallerindeki riskin düşük olduğunu, ancak günlük kullanım hatalarının bu tabloyu tamamen tersine çevirdiğini belirtti. Moody, cihazların haznesinde metal çatal, kaşık kullanımı veya aşındırıcı sert süngerlerle yapılan temizlik neticesinde oluşan mikroskobik çiziklerin, sinsi salınımı başlatan ana unsur olduğunu vurguladı.

Klinik deneyler, yapışmaz pişirme kaplarının 250°C ve üzerindeki yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalması halinde iç kimyasal yapısının bozularak gaz salınımı yapmaya başladığını gösteriyor. Bazı hava fritözlerinin en yüksek sıcaklık modlarında bu sınıra yaklaştığı bilinirken, Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi'nin yayımladığı dönüm noktası niteliğindeki kanser araştırması tehlikenin boyutunu somutlaştırdı. Bilim insanları, plazmadaki temel bir PFAS bileşiğinin her iki katına çıkışında tiroid kanseri teşhis oranının yüzde 56 oranında tırmandığını klinik olarak belgeledi. Bu kümülatif birikim, meme kanseri başta olmak üzere üreme sistemi tümörlerini de doğrudan tetikliyor.