Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

İş hayatında başarıya giden yolun "her zaman istekli ve hevesli" görünmekten geçtiği düşünülse de, akademik veriler bu durumun çalışanlar üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belgeliyor. Northeastern Üniversitesi bünyesinde yürütülen ve 4 bin 300’den fazla çalışanı kapsayan araştırma, yönetim kademesindeki kronik bir yanılgıyı deşifre etti: "İşini seven, daha fazla çalışmayı da sever." Profesör Sangah Bae liderliğindeki çalışma, yöneticilerin içsel motivasyonu yüksek olan çalışanları, yaş, deneyim veya performans kriterlerinden bağımsız olarak daha fazla idari görevle yükümlü kıldığını gösteriyor.

Araştırmanın temelinde, yöneticilerin çalışan psikolojisini "aşırı basitleştirmesi" yatıyor. Profesör Bae, yöneticilerin büyük bir kısmında, asli görevinden keyif alan bir çalışanın, kendisine yüklenen her türlü ek idari veya teknik görevi de aynı şevkle karşılayacağına dair "saf bir inanç" olduğunu belirtiyor.

Ancak veriler, durumun tam tersi olduğunu kanıtlar nitelikte. Yöneticiler ek görevlerin iş tatminini sadece 0.2 puan düşüreceğini tahmin ederken, yüksek motivasyonlu çalışanlarda bu düşüşün tam 1 puan olduğu saptandı. Bu durum, "ideal çalışan" olarak görülen kişilerin aslında sessizce tükenmişliğe sürüklendiğini işaret ediyor.

Araştırma kapsamında yapılan deneyler, yönetim hatalarının çalışanların maddi haklarına nasıl yansıdığını da gözler önüne serdi. Yapılan bir simülasyonda, yöneticilerin ek bir görev ataması yaparken, bu görevin çalışanın nakit bonus kazanma ihtimalini düşüreceğini bildikleri halde %74 oranında yine en motive çalışanı tercih ettikleri görüldü. 

Sonuç olarak, yüksek motivasyonlu çalışanların sadece %30’u hak ettikleri bonuslara ulaşabildi. Uzmanlar, yöneticilerin baskı altındayken "güvendikleri ve işi bitireceğini bildikleri" kişilere yönelerek, farkında olmadan en verimli personellerini cezalandırdıklarını vurguluyor.