Batı Avustralya’daki Kimberley bölgesinde Wororra halkıyla yürütülen çalışmalarda dikkat çeken nokta şu: Binlerce yıllık bir kültüre sahip olmak, o kültürün değişime kapalı olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmacılara göre yerli toplulukların bilgiyi sözlü, kolektif ve kuşaklar arası aktarma biçimi, onları yapay zekâya sanılandan daha yakın hale getirebilir.

Wororra kültüründe bilgi yalnızca yazılı metinlere dayanarak korunmuyor. Dil, şarkılar, mitler, sanat, dans ve törenler yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Toplumsal kurallar, soy bağları, tarihsel kayıtlar ve kültürel uygulamalar yaşayan hafızada taşınıyor. Bu nedenle araştırmacılara göre bu tür bir bilgiyi topluluğa geri döndürmek için klasik arşiv ya da kütüphane modeli her zaman yeterli olmuyor.

Yıllar boyunca Wororra hukuk insanı Sam Woolagoodja’nın antropologlar, dilbilimciler ve belgeselcilerle paylaştığı çok sayıda kayıt, not ve çeviri bugün farklı kurumlarda tutuluyor. Bu belgeler yalnızca kültürel miras açısından değil, aynı zamanda güncel yönetim süreçleri için de önem taşıyor. Çünkü soy kayıtları, kimin hangi toprak üzerinde söz hakkı olduğunu belirlemede; kültürel miras verileri ise yerli hakları ve arazi kararlarında rol oynuyor.

Araştırmacılar, Sam Woolagoodja’nın arşivlerde dağınık halde bulunan kültürel mirasını yeniden bir araya getirmek için üretken yapay zekâdan yararlanmaya başladı. Kullanılan sistem, eski saha notlarındaki zor el yazılarını çözmede, farklı kaynaklardaki soy bilgilerini karşılaştırmada ve yüzlerce PDF taramasını düzenlemede yardımcı oldu. Normalde aylar sürebilecek işler saatler içinde tamamlandı.

Asıl önemli değişim ise yapay zekânın açık internet yerine yalnızca güvenilir ve seçilmiş kaynaklar içinde çalıştırılmasıyla yaşandı. Yayımlanmış araştırmalar, doğrulanmış arşiv belgeleri ve topluluk tarafından onaylanmış kayıtlarla sınırlandırılan bu kapalı yapı sayesinde, kültürel bilgiye daha kontrollü ve güvenilir bir biçimde soru-cevap yöntemiyle ulaşmak mümkün hale geldi.

Bununla birlikte araştırmacılar, genel amaçlı yapay zekâ sistemlerinin ciddi eksikleri olduğunun altını çiziyor. Bu sistemler kültürel kuralları, yaşa ya da cinsiyete göre sınırlandırılmış bilgileri ve yerli veri egemenliği ilkelerini kendiliğinden anlayamıyor. Üstelik zaman zaman hatalı bilgileri son derece emin bir dille sunabiliyor.