Sağlıklı bir insan her gün idrar ve dışkı yoluyla çok sayıda bakteri ve virüsü vücudundan atar. İshal gibi durumlarda bu miktar çok daha artar. Bu mikroorganizmaların bir kısmı kaçınılmaz olarak tuvalet ortamına yayılır.

Araştırmalar, umumi tuvaletlerin özellikle yoğun kullanılan alanlarda adeta bir “mikrop çorbası” olabildiğini gösteriyor. Klozet kapağı ve çevresinde bağırsak kökenli bakteriler (E. coli, Klebsiella, Enterococcus), mide-bağırsak enfeksiyonlarına yol açabilen norovirüsler, cilt bakterileri (Staphylococcus aureus) ve hatta bazı parazit kalıntıları bulunabiliyor. Klozet kenarlarının altında zamanla oluşan ve temizlemesi zor olan biyofilm tabakası da mikrop barındırabiliyor.

İlginç ama hayır. Son çalışmalar, klozet oturağının çoğu zaman kapı kolları, musluk başları ve sifon düğmelerinden daha temiz olduğunu ortaya koyuyor. Bunun nedeni çok basit: Bu yüzeylere herkes, üstelik çoğu zaman ellerini yıkamadan dokunuyor.

Asıl risklerden biri de sifon çekildiği anda ortaya çıkan ve “tuvalet bulutu” olarak adlandırılan durum. Kapağı kapatmadan sifon çekildiğinde, mikrop içeren çok küçük damlacıklar havaya karışabiliyor ve yaklaşık 2 metreye kadar yayılabiliyor. El kurutma makineleri de, eller yeterince temiz değilse, bu mikropları etrafa savurabiliyor.

Uzmanlar, sağlıklı bireyler için klozete oturmanın düşük riskli olduğunu vurguluyor. Yine de basit önlemlerle riski daha da azaltmak mümkün:

Klozet oturağına oturmadan önce tuvalet kâğıdı serin ya da tek kullanımlık oturak örtüsü kullanın