Nature Physics’te yayımlanan ve Okinawa Institute of Science and Technology (OIST) ile Stanford Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü çalışmaya göre, malzemenin içinde oluşan eksiton adlı parçacık-benzeri kuantum oluşumlar, çok daha düşük ışık şiddetiyle “Floquet etkisi” yaratabiliyor. Bu da gelecekte, malzemeleri yakıp yıkmadan yeni kuantum özellikler kazandırmanın yolunu açabilir.
Floquet mühendisliği, kısaca, bir sisteme düzenli aralıklarla tekrarlanan bir dış etki uygulayarak (çoğunlukla ışık) malzemenin elektronlarının davranışını geçici olarak yeniden şekillendirme fikri. Basit bir benzetmeyle: salıncağı ritimli itişlerle daha yükseğe çıkarabilirsiniz; itişler düzenlidir ama sonuç daha “zengin” bir harekete dönüşür. Katı maddelerde de atomlar zaten uzayda düzenli bir kristal örgü kurar; elektronlar bu örgü içinde yalnızca belirli enerji bantlarında dolaşabilir.
İşte malzemeye belirli frekansta ışık tuttuğunuzda, bu kez zamanda tekrarlanan ikinci bir düzen devreye girer. Elektronlar fotonlarla ritimli biçimde etkileşir; enerji bantları “kaymış” ya da “melezleşmiş” gibi davranabilir. Teoride bu yöntemle, örneğin normalde zor bulunan bazı kuantum hallerine (bazı koşullarda süperiletkenliğe benzer davranışlar gibi) geçici olarak yaklaşmak mümkün.
Sorun şu: Işık, maddeyle çoğu zaman yeterince güçlü “tutuşamaz”. Etkiyi belirgin görmek için lazer şiddeti yükseltilir; bu da malzemeyi ısıtma, bozma hatta hasar verme riskini artırır. Üstelik etki çok kısa ömürlü olabildiği için uygulamaya giden yol da tıkanır.
Yeni çalışmanın kilit noktası, dışarıdan fotonla “itmek” yerine, malzemenin kendi içinde oluşan eksitonları bir tür içsel ritmik sürücüye çevirmek. Eksiton, bir elektronun enerji alıp daha yüksek enerji düzeyine sıçramasıyla geride bıraktığı “pozitif boşluk”la (delik) bağlanmış çift gibi düşünülebilir. Yani malzemenin kendi elektronik yapısından doğar ve bu yüzden çevresindeki elektronlarla çok daha güçlü etkileşebilir.
Araştırmacılar, atomik ölçekte ince bir yarıiletken üzerinde zaman ve açı çözünürlüklü fotoelektron spektroskopisi (TR-ARPES) ile band yapısının nasıl değiştiğini adım adım izledi. Önce güçlü optik sürüşle klasik Floquet izlerini gözlemlediler. Ardından ışık şiddetini 10 kattan fazla düşürüp, yaklaşık 200 femtosaniye sonra ölçüm alarak devreye artık fotondan çok eksitonların etkisinin girdiği bir pencere yakaladılar. Sonuç: Işıkla Floquet “kopyalarını” görmek için uzun süreli veri toplamak gerekirken, eksitonla çok daha kısa sürede ve daha güçlü bir imza ortaya çıktı.