İSO’nun Türk sanayisine dijitalleşme alanında sunduğu hizmetleri ileri seviyeye taşıyan yeni bir adım daha atarak Türk Telekom ile iş birliği protokolü gerçekleştirdiği toplantının ardından üçüncü İSO 23 Nisan Çocuk Meclis Toplantısı da düzenlendi.

Açılış konuşmasında Bahçıvan, ulaştırma ve lojistik alanını yalnızca bir altyapı başlığı olarak değil, sanayinin geleceğini belirleyen bir rekabet alanı olarak gördüklerine, aynı yaklaşımla dijital dönüşümü ve 5G'yi de bu rekabet denkleminin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdiklerine dikkat çekerek “Fiziksel ve dijital altyapının eş zamanlı güçlendirilmesi; Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerinde yalnızca bir geçiş noktası değil, katma değer üreten bir merkez konumuna gelmesinin temel koşulu” dedi.

Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’inin deniz yoluyla gerçekleştiği düşünüldüğünde, Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gelişmelerin ulaştırma ve lojistik güvenliğinin artık yalnızca dış politika ya da enerji başlığı değil, sanayimizin üretim sürekliliğini ve ihracat kabiliyetini doğrudan etkileyen bir konu olduğunu gösterdiğine işaret eden Bahçıvan “Üstelik son dönemde yalnızca Hürmüz hattında değil, Kızıldeniz ve Süveyş güzergâhında yaşanan aksaklıklar da göstermiştir ki, küresel ticarette tekil geçiş noktalarına aşırı bağımlılık artık ciddi bir maliyet ve süre riski üretmektedir. Burada problem sadece petrol fiyatlarının yükselmesi değildir. Esas mesele; doğalgaz ve LNG arzından petrokimya ve plastik hammaddelerine, alüminyum ve gübre tedarikinden navlun maliyetlerine, savaş riski sigortalarından teslim sürelerine kadar uzanan çok yönlü baskının sanayimizin üzerine binmesidir. Tüm bu gelişmeler ulaştırma koridorlarının çeşitlendirilmesini artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk haline getirmektedir. Bu çerçevede, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nun önemi daha da artmaktadır. Bu projeleri yalnızca jeopolitik vizyon başlıkları olarak değil, sanayicimizin yükünü kriz dönemlerinde daha güvenli, daha hızlı ve daha öngörülebilir biçimde taşıyacak hatlar olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının 2024–2028 Stratejik Planı’nda ortaya konan vizyonu kıymetli bulduklarını ifade eden Bahçıvan, “Beklentimiz, bu altyapının sahada sanayicinin yükünü gerçekten rahatlatacak bağlantılarla tamamlanmasıdır. Ana koridorlar kadar organize sanayi bölgelerimizin limanlara, demiryolu hatlarına ve lojistik merkezlere erişimi de önem taşımaktadır” dedi.

Sanayinin geleceğinin, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yeşil dönüşümle şekillendiğine de dikkat çeken Bahçıvan “Dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamalarının başarısı için güçlü bir iletişim altyapısı stratejik bir ön koşuldur. Bu nedenle 5G, fiber internet ve veri merkezleri bu dönüşümün kritik yapı taşları. Ne mutlu ki, bu kritik yapı taşlarının başında gelen 5G, 1 Nisan itibarıyla ülkemizde resmen kullanıma açıldı. Bu vizyoner adım için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Üretim sektörlerine tam entegrasyon sağlandığında, 5G’nin 2030 yılına kadar Türkiye ekonomisine yaklaşık 100 milyar dolarlık katkı sunmasının ve 1,5 milyon nitelikli istihdam yaratmasının hedeflendiğine de dikkat çeken Bahçıvan “Konuya lojistik açıdan baktığımızda, asıl büyük fırsat Türkiye’nin jeostratejik konumuyla 5G'nin kesiştiği noktada yatıyor. Biraz önce değindiğim Orta Koridor ve Kalkınma Yolu güzergahları, baştan başa 5G altyapısıyla donatıldığında Türkiye, bir transit geçiş ülkesi olmaktan çıkacak; küresel ticaretin planlandığı ve yönetildiği akıllı bir merkez üs konumuna yükselecektir” dedi.