Bu senaryoyu masaya yatıran çalışma, Tsinghua Üniversitesi’nden araştırmacıların arXiv’de paylaştığı bir ön çalışma. Ekip, çarpışmanın üreteceği ışık parlamasından Ay’daki sarsıntılara, uzaya saçılacak parçacıkların Dünya’ya ve uydulara etkisine kadar ayrıntılı bir “gözlem takvimi” çıkarıyor. 

Olası çarpışmada asteroidin Ay’a yaklaşık 14 km/s hızla vuracağı ve ortaya çıkacak enerjinin 6,5 megaton TNT eşdeğerine ulaşabileceği hesaplanıyor. Bu da kabaca “orta ölçekli” bir nükleer patlama büyüklüğünde enerji demek.

Çarpışmanın ilk anında oluşacak parlama, uygun koşullarda Dünya’dan teleskoplarla izlenebilecek kadar güçlü olabilir. Çalışmaya göre gözlem için en avantajlı bölge, o saatlerde geceyi yaşayacak Pasifik hattı (özellikle Hawaii çevresi). Ay’da gündüz olan bölgelerden ise olayı çıplak gözle görmek mümkün olmayacak. 

Ay’a çarpan göktaşları yeni bir şey değil; ama bu ölçekte bir çarpışmayı “canlı canlı” yakalamak neredeyse piyango. Araştırmacılar, böylesi bir olayın, Ay’ın iç yapısını anlamak için benzersiz veri üretebileceğini vurguluyor.

Kısacası, çarpışma olursa, Ay’ın jeolojisi için “bir ömürlük laboratuvar deneyi” ortaya çıkabilir. 

Madalyonun öteki yüzü ise riskler. Çarpışma, Ay’dan uzaya büyük miktarda malzeme fırlatabilir. Bu parçaların çoğu uzayda dağılacak; küçük bir kısmı ise Dünya çevresine doğru yönelebilir.