Altı tekerlekli, sürücüsüz ve elektrikli platform üzerine kurulan robot, ilk etapta özel kurtarma birimlerinde görev yapmaya başladı. Amaç, özellikle insanın doğrudan girmesinin çok tehlikeli olduğu kapalı alanlarda ve sanayi yangınlarında ilk teması makinelere bırakmak. Böylece hem müdahale hızlanacak hem de itfaiyecilerin can riski azaltılacak.
Yeni sistemin en dikkat çekici yönü, çok yüksek sıcaklıklara dayanıklı olması. Robot, gövdesine sürekli su püskürten kendi soğutma sistemi sayesinde aşırı sıcak ortamlarda çalışabiliyor. Bu yapı, dış yüzeyinde adeta koruyucu bir su perdesi oluşturarak aracın görev sırasında aşırı ısınmasını önlüyor.
Ön bölümde yer alan güçlü su topu, yangının durumuna göre doğrudan ya da püskürterek su verebiliyor. Araçta bulunan termal görüntüleme sensörleri ise yoğun dumanın içinden ısı kaynaklarını tespit edebiliyor. Bu sayede hem yangının merkezine daha hızlı müdahale ediliyor hem de içeride mahsur kalan kişilerin yeri daha kolay belirlenebiliyor.
Robotun asıl rolü yalnızca su sıkmak değil. İtfaiyeciler içeri girmeden önce riskli alanı tarıyor, alevlerin durumunu inceliyor ve güvenli kaçış yollarının belirlenmesine yardımcı oluyor. Böylece ekipler körlemesine değil, daha fazla veriyle hareket ediyor.
Aracın bir başka dikkat çekici özelliği de hortum sistemi. Bu bölüm yalnızca su taşımak için değil, karanlık alanları aydınlatmak için de kullanılabiliyor. Özellikle yer altı otoparkları, depo rampaları ve görüşün çok düştüğü kapalı alanlarda bu sistem, içeri giren ekiplere yön bulma konusunda destek sağlıyor.
Her tekerleğinde bağımsız motor bulunan araç, zorlu arazilerde daha rahat hareket edebiliyor. Eğimli yüzeylere tırmanabiliyor, dar alanlarda manevra yapabiliyor ve engelleri aşabiliyor. Bu da onu sıradan bir yangın aracından çok, afet bölgesine özel geliştirilmiş ağır hizmet robotuna dönüştürüyor.