Dokuz Eylül Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi akademisyenleri tarafından yürütülen ve uluslararası Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan çalışma, dijital çağın ebeveynler üzerindeki görünmeyen etkisini bilimsel verilerle inceledi. Araştırma kapsamında dijital dünyada yaşanan stresi ölçmek için kullanılan Short Digital Stress Scale (Kısa Dijital Stres Ölçeği) Türkçe’ye uyarlandı ve 18–58 yaş aralığında 276 yetişkine çevrimiçi anket uygulandı. Bulgulara göre sürekli ekran başında gündemi takip etme dürtüsü sosyal kaygıyı artırıyor. Ayrıca anne babaları psikolojik olarak yoruyor ve çocuklarının dijital dünyadaki rehberi olma rollerini zayıflatıyor. Araştırmacılardan Doç. Dr. Yağmur Soylu, “Sürekli alarm halinde kalmak hem yetişkini yıpratıyor hem de çocukların dünyayı güvensiz bir yer olarak algılamasına neden olabiliyor” diyerek ailelerin evde uygulayabileceği 10 temel adımı şöyle sıraladı:
1. Önce kendi dijital kaygınızı yönetin: Sürekli haber akışını takip etmek, alarm halinde yaşamak çocuğun güven duygusunu zayıflatır. Ekran sürenizi sınırlayın, sakin bir model olun.
2. Her bilgiyi paylaşmayın, doğrulayın: “Sızdırılan liste”, “şok iddia” gibi içerikleri çocukların yanında konuşmadan önce kaynağını kontrol edin.
3. Korku dili kullanmayın: “Dünya çok tehlikeli” mesajı vermek yerine “Birlikte nasıl güvende kalabiliriz?” yaklaşımını benimseyin.
4. Sharenting yerine rıza öğretin: Fotoğraf paylaşmadan önce “Bunu paylaşmamı ister misin?” diye sorun. Çocuğun dijital kimliği üzerinde söz hakkı olduğunu hissettirin.
5. Yasaklamak yerine konuşun: Bir hatada cezalandırmak yerine analiz edin. “Bunu görünce ne hissettin?” sorusu öğrenmeyi başlatır.