Biraz geriye, 1969’a gidiyoruz. Bir dönem filmlerde sıkça karşımıza çıkan Meksika’nın Acapulco şehrindeyiz. Bir işinsanı bahçesine bir tenis kortu inşa edilmesini istiyor. Bittiğinde bir bakıyor, kort fazla küçük olmuş. Korta duvarlar, ağlar eklenmesini söylüyor. Ve zamanla duvarlara çarpıp seken toplarla birlikte oyunun daha da eğlenceli hale geldiğini fark ediyor. Tenisle squash karışımı bir spor olan padel bu şekilde bir liman şehrinden dünyaya yayılıyor.
Bugün İspanya’dan İskandinav ülkelerine dünyada 30 milyondan fazla padel oyuncusunun olduğu tahmin ediliyor. Aralarında çok ünlü isimler de var; David Beckham (futbolcu), Serena Williams (tenisçi), Neymar (futbolcu) ve hatta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron... Formula 1 pilotu Charles Leclerc dünyanın her yerine yanında raketini taşıdığını söylüyor.
Hem sosyalleşmeye imkân tanıyan hem de rekabetçi yönüyle öne çıkan padel ülkemizde de giderek yayılıyor. Padel konusunda merak ettiklerimizi 700’ün üzerinde sporcunun katılımıyla 8 padel turnuvasına ev sahipliği yapan Hillside City Club’dan Kaan Göne ve 3 yıldır padel oynayan Ralf Penso’ya sorduk.
‘Stresi azaltır, sosyal bağları güçlendirir’
◊ Padelin dünyada bu kadar yaygınlaşmasının sizce nedenleri nedir?
Padelin eğlence, dinamizm ve sosyalleşmeyi bir araya getiren benzersiz yapısı var. Oyun hem hızlı tempolu hem de erişilebilir; duvarların oyuna kattığı sürprizler, takım halinde oynanması ve öğrenme sürecinin kolaylığı sayesinde her seviyeden oyuncuya hitap ediyor.