Bu hafta 2026 Dünya Kupası, Estadio Azteca'da Meksika ile Kamerun arasındaki açılış maçıyla başladı. Sahaya çıkan ev sahibi, dünya futbolunun en tuhaf rekorlarından birini de yanında taşıyordu. Meksika, kupaya en çok katılan ülkeler arasında. Tam 18 kez gitti. Yarı finali bile bir kez olsun görmedi, kupayı kaldırmak ise hiç söz konusu olmadı. Üstelik bu, futbol kültürü güçlü, taraftarı tutkulu, her turnuvada iddialı sayılan bir ülkenin hikâyesi. Şimdi üçüncü kez ev sahipliği yapıyor ve bu sefer rekorunu uzatmak değil, kırmak istiyor.

Meksika'nın bütün tarihindeki en iyi derecesi çeyrek final. Yarım yüzyılı aşan kupa serüveninde yalnızca iki turnuvada bu noktaya gelebildi, 1970 ve 1986'da. İkisinin de ortak yanı önemli, çünkü her ikisinde de ev sahibiydiler.

1970'te yollarını İtalya kesti. O dönemin en büyük yıldızlarından biri olan İtalya kadrosu, Meksika'yı bu turun ötesine bırakmadı. 1986 ise daha da yakın bir hayal kırıklığıydı. Çeyrek finalde sahaya çıktıkları Batı Almanya'yla 90 dakika boyunca gol sesi çıkmadı, iş penaltılara kaldı ve Meksika tam da kendi seyircisinin önünde elendi. İki kez aynı eşiğe geldiler, iki kez o eşiğin bir adım ötesine geçemediler.

O 1986 kadrosunda forma giyen genç oyunculardan biri Javier Aguirre'ydi. Kırk yıl sonra aynı milli takımı bu kez sahadan değil kenardan, teknik direktör koltuğundan çalıştırıyor. Yani 2026'da Meksika'yı yönetecek isim, ülkenin o en parlak gününü bizzat çimlerin üzerinde yaşamış biri.

Asıl tuhaflık 1994'ten sonra başladı. Meksika tam yedi turnuvaya arka arkaya katıldı ve yedisinde de aynı yerde takılıp kaldı, son 16 turunda. 1994, 1998, 2002, 2006, 2010, 2014, 2018. Hepsinde grubu geçtiler, hepsinde ilk eleme maçında saha dışına düştüler. Hep aynı senaryo, hep aynı acı son.

Bu çıkmaz Meksika futbolunda bir isme büründü, "Quinto Partido", yani beşinci maç. Çeyrek finale kalmak için bir takımın grup maçlarını geçip dört maçı tamamlaması ve beşinciyi oynaması gerekiyor. Meksika 28 yıl boyunca işte o beşinci maça bir türlü ulaşamadı. Bir ülkenin tüm futbol kuşaklarının ortak hayali tek bir maça sıkıştı ve taraftar için "quinto partido" zamanla bir hedefin değil, tekrarlanan bir kâbusun adı oldu.