Güncelleme Tarihi: Haziran 16, 2026 07:55
Dünya Kupası sahnesi, kulüp futbolunun uzun vadeli planlarına, sabırlı felsefe denemelerine pek benzemez. Burası, her dakikanın bir ömre bedel olduğu, süresi kısa ama bıraktığı hasar ya da yarattığı coşku devasa olan bir turnuva yuvası. İşte tam da bu yüzden, bu yeşil sahada kibirli bir ciddiyetsizliğe de, ‘benim bir doğrum var ve asla değişmez’ diyen katı bir esnemezliğe de yer yoktur.
Milli Takım’ın son maçta sergilediği görüntü, ne yazık ki bu turnuva konsantrasyonunun çok uzağındaydı. Günlerdir, haftalardır bu takımın forvetsiz oyununu konuştuk, yazdık, anlattık. Evet, bir ezberiniz olabilir; evet, modern futbolun getirdiği sahte 9’lu sistemleri bir felsefe olarak benimsemiş olabilirsiniz. Ancak karşınızdaki rakip, önünüze dikilen duvar ya da maçın gidişatı başka bir şey fısıldıyorsa, orada durup dinleyeceksiniz.
Eğer dünyayı peşinden sürükleyen, oyunu domine eden muazzam bir ‘felsefe hocası’ değilseniz, turnuva ikliminde inat edemezsiniz. Bazı maçlar vardır ki hafızayı, ezberi bir kenara bırakıp çift forvete dönmeyi, rakibe göre esnemeyi, şekil değiştirmeyi emreder. Çünkü sırtınızda taşıdığınız şey sadece bir taktik tahtası değil; koca bir milletin en saf, en önemli değerleridir.
Futbol tarihi bu tarz yol kazalarıyla doludur. Hatırlayın; son şampiyon Arjantin de Katar’daki ilk maçında Suudi Arabistan’a yenilmişti ama oradan ayağa kalkıp kupayı kucağına aldı. Bugün de biz “Olur böyle kazalar” deyip, başımızı kaldırıp yolumuza devam etmek istiyoruz. Çünkü bu topraklarda futbol, sadece 22 kişinin bir topun peşinde koşması demek değildir. Sabahın 5’inde, uykusundan feragat edip meydanları dolduran, ekran başında nefesini tutup o heyecanla bekleyen dünyada çok az millet bulabilirsiniz. Hele ki bizim gibi çalışmaktan, hayatın yükünü sırtlamaktan yorgun düşmüş bir milleti, sabahın o saatinde tek bir yürek halinde ayağa kaldıracak futbol dışında hiçbir güç yoktur.
Bu yorgun ama umutlu milletin enerjisine inatla değil, aynı esneklikle ve tutkuyla karşılık vermek gerekir. Şimdi direksiyonu kırma, esneme ve bu büyük desteğin hakkını verme zamanıdır.