Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Lokman Hekim Üniversitesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan, Türkiye'nin yaklaşık 12 bin bitki türüyle dünyanın en zengin floralarından birine sahip olduğunu ve bu zenginliğin yüzyıllar boyunca "Anadolu halk tababeti"nin oluşmasına katkı sağladığını kaydetti.

Orhan, "doğala dönüş" eğilimiyle bitkisel ürünlere olan ilginin hızla arttığını ve modern fitoterapiyle geleneksel uygulamaların sıklıkla birbirine karıştırıldığını anlattı.

Fitoterapinin bilimsel bir tedavi yöntemi olduğuna dikkati çeken Orhan, bu alanın "bitkisel ilaçlarla tedavi" anlamına geldiğini ve kullanılan ürünlerin belirli standartlara sahip olması gerektiğini vurguladı.

Orhan, bu ürünlerin, etki mekanizması belirlenmiş, güvenilirlik sınırları tanımlanmış, yan etkileri ve etkileşimleri bilinen, farmasötik kaliteye sahip preparatlar olması gerektiğini aktardı.

Bitkisel ilaçların üretim sürecinin konvansiyonel ilaçlarla aynı kalite anlayışına sahip olması gerektiğini belirten Orhan, "Eczaneden alınan bir ağrı kesici ile bitkisel ilaç arasında üretim ve kalite açısından fark olmamalıdır. Her iki ürün de aynı güvenilirlik ve etkililik standartlarını karşılamalıdır" ifadelerini kullandı.