Halk arasında "göz tansiyonu" olarak bilinen ve genellikle hiçbir belirti vermeden ilerleyerek kalıcı görme kayıplarına yol açabilen glokom hastalığının tedavisinde Türkiye yeni bir teknolojiyle tanışıyor. Dünyagöz Hastaneler Grubu, İngiltere ve Almanya'nın ardından dünyada üçüncü, Türkiye'de ise ilk kez ve şu an için yalnızca kendi bünyesinde uygulanacak FLigHT teknolojisini hastaların kullanımına sunuyor. En yalın tanımıyla glokom, göz içindeki sıvı basıncının yükselmesi sonucu gözden beyne görme bilgisini taşıyan optik sinirin hasar görmesiyle ortaya çıkan bir göz hastalığı. Bu hasar zamanla görme alanında daralmaya, tedavi edilmediğinde de kalıcı görme kaybına yol açabiliyor. Hastalık çoğunlukla herhangi bir belirti vermeden sinsice ilerlediği için "sessiz görme hırsızı" olarak da anılıyor; pek çok hasta, görme kaybı ilerlemiş bir noktaya gelene kadar durumun farkına bile varamıyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün Dünya Görme Raporu'na göre 2020 yılında dünya çapında 76 milyon kişi glokomdan etkilendi. Yaşlanan nüfusla birlikte bu sayının 2040 yılına kadar 111.8 milyona ulaşması bekleniyor. 2024 yılında yayımlanan küresel hastalık yükü analizine göre ise 2020 itibarıyla yalnızca glokom nedeniyle 3.61 milyon kişi tamamen görme yetisini kaybetmiş, 4.14 milyon kişi de orta-ileri düzeyde görme bozukluğuyla yaşamını sürdürüyor. Bu rakamlar glokomu, kataraktın ardından dünya çapında körlüğe yol açan ikinci en yaygın hastalık; geri döndürülemez/kalıcı körlüklerde ise birinci sıradaki neden haline getiriyor.

Glokom tedavisinde dikkat çeken FLigHT (Femtosecond Laser Image-Guided High-Precision Trabeculotomy) teknolojisi, femtosaniye lazer hassasiyetini mikron düzeyinde görüntüleme teknolojisiyle birleştiriyor. ViaLuxe™ Laser System ile uygulanan prosedürde lazer, görüntüleme rehberliğiyle yönlendirilerek gözün doğal sıvı drenaj sisteminde hassas mikro kanallar oluşturuluyor; böylece göz içi sıvısının doğal akışı desteklenmiş oluyor. Teknolojinin öne çıkan özelliği, gözü açmadan ve korneal kesi oluşturmadan uygulanabilmesi. Prosedür, katarakt ameliyatından bağımsız olarak tek başına da gerçekleştirilebiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, teknolojiye ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Göz sağlığı alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor, hasta güvenliği ve klinik gereklilikler doğrultusunda ülkemize kazandırıyoruz. FLigHT teknolojisinin Türkiye'de ilk kez ve yalnızca Dünyagöz bünyesinde uygulanacak olması, glokom tedavisinde teknoloji odaklı vizyonumuzun önemli bir göstergesidir."

Aykan, "Glokomda kaybedilen görme geri kazanılamayabilir. Bu nedenle düzenli göz muayenesi, erken tanı ve doğru tedavi planlaması büyük önem taşıyor. Gelişen teknolojiler sayesinde bugün daha hassas ve kişiye özel tedavi seçenekleri sunabiliyoruz" dedi. Glokom kronik bir hastalık olduğundan uzun süreli takip gerektiriyor. Bazı hastalarda göz damlaları yeterli olurken, bazılarında farklı lazer veya cerrahi seçenekler gündeme gelebiliyor. FLigHT teknolojisi de uygun hastalarda tedavi yükünü azaltmayı hedefleyen alternatiflerden biri olarak değerlendiriliyor. Aykan, "Glokom tedavisinde her hasta için tek bir doğru yöntem yoktur. Tedavi seçimi; hastalığın evresi, göz yapısı ve hastanın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmelidir. FLigHT, uygun hastalarda değerlendirilebilecek ileri teknoloji odaklı yeni bir seçenek sunuyor" dedi. Teknolojinin uzman hekim ve donanımlı merkezlerle birlikte anlam kazandığını da sözlerine ekleyen Aykan, "İleri teknoloji tek başına yeterli değildir. Önemli olan doğru hastanın doğru teknolojiyle, deneyimli ekipler tarafından değerlendirilmesidir. FLigHT'in sunduğu görüntüleme rehberliği de bu yaklaşımı destekleyen önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. 1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz Hastaneler Grubu, göz sağlığı alanında uzmanlaşmış branş hastaneciliği anlayışıyla Türkiye'de ve dünyada milyonlarca hastaya hizmet sunuyor. Gözün farklı branşlarında tanı ve tedavi hizmeti veren grup, ileri teknolojiye dayalı altyapısı, uzman hekim kadrosu ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor.

EKRANA UZUN SÜRE ODAKLANMAK ETKİLİYOR AMA EKRAN TEK SUÇLU DEĞİL

Akıllı telefon ve televizyon ekranlarına bakılan sürenin her kuşakta artmasıyla birlikte göz sağlığı uzmanları, bu eğilimin glokom riskiyle bağlantısını sorgulamaya başladı. Konuyla ilgili en kapsamlı ve güncel kanıt, 2024 yılında Scientific Reports (Nature) dergisinde yayımlanan, Tokai Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü Japonya merkezli bir çalışmadan geliyor. Araştırmacılar, 727 bin 589 hastayı kapsayan büyük ölçekli bir vaka-kontrol çalışmasında, mesleğe bağlı ekran süresini üç seviyeye ayırarak göz hastalıklarıyla ilişkisini inceledi. Sonuçlara göre en yüksek ekran süresine sahip grupta primer açık açılı glokom (POAG) riski, en düşük gruba kıyasla yüzde 24 daha yüksek bulundu (OR 1.24; yüzde 95 güven aralığı 1.06-1.45). Dikkat çekici bir bulgu da şu oldu: Hareketsizlik (sedanter) süresinin tek başına glokomla herhangi bir bağlantısı saptanmadı. İlişki yalnızca ekran süresiyle ortaya çıktı. Bu da meselenin sadece "uzun süre oturmak" değil, gözün doğrudan ekrana odaklanmasıyla ilgili olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar olası mekanizmaları da tartışıyor. Yakın çalışma sırasında göz pozisyonunun içe dönmesi optik sinirde yapısal strese yol açabilir, ayrıca yakın işler sonrasında göz içi basıncında geçici değişimler bildiriliyor.