Modern dünyanın kusursuzluk baskısı ve sosyal medya, yeme bozukluklarını çağımızın en tehlikeli psikiyatrik rahatsızlıklarından biri haline getirdi. Yeme bozukluklarının 'modern zaman hastalığı' olduğuna değinen Ankara Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burçin Çolak, "Bu platformlar, yeme bozukluklarını ciddi şekilde artırdı. Sosyal medya zayıflık algısı ve güzel görünme baskısı oluşturuyor. Kadınlarda erkeklere göre 10 kat fazla görülüyor. Erkekler toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle durumlarını gizliyor. O da 'geç tanı' riski doğuruyor" diye konuştu. Yeme bozuklukları içinde en riskli ve hayati tehlike barındıran türün yemeği tamamen reddetme veya kusturma ile seyreden anoreksiya nervoza olduğunu söyleyen Çolak, diğerinin ise ani öfke ve mutsuzluk anlarında yüksek kalorili gıdaların kontrolsüzce tüketildiği 'Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu' olduğunu kaydetti.

"BİLEREK YAPMIYORLAR" Çolak, "Aileler, 'Bilerek yapıyor, istese kusmaz, ne var tabağını bitirse' diyerek kişiyi suçluyor ama hasta bunu isteyerek yapmıyor. Sürekli ve takıntılı şekilde kalori hesabı yapmak, yemeklerden hemen sonra banyoda uzun vakit geçirmek, aynanın karşısında kendini aşırı derecede eleştirmek ve incelemek, aşırı egzersizler yapmak, insan ilişkilerinden kaçarak içine kapanmak hastalığın belirtileri arasında yer alıyor" dedi.

"GÖZLEMLENMELİ" Hastalığın tedavisine ilişkin önerilerde bulunan Çolak, "Yeme bozukluğu temelde psikiyatrik bir hastalık. Sadece ruhsal bozukluk demek de doğru değil. Durum bütün vücudu, organ sistemlerini etkiliyor. O yüzden hasta öncelikle psikiyatri uzmanına başvurmalı ama tedavisi ve değerlendirmesi için dahiliye ve endokrin doktoru, diyetisyen, psikolog ile görüşülmeli. Hasta multidisipliner ekiple tedavi edilmeli. Ebeveynler süreçte hastanın davranışlarını iyi gözlemlemeli" açıklamasını yaptı.