Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Mutfakta hemen her gün karşılaştığımız en büyük ikilemlerden biri, üzerindeki küf lekesini gördüğümüz bir ekmeği veya peyniri çöpe atıp atmamak oluyor. Milyonlarca ton gıdanın israf edildiği dünyamızda ekonomik davranmak istenirken, halk sağlığı ciddi bir sinsi tehlikeyle karşı karşıya kalabiliyor.
Peki, gözle gördüğümüz o tüylü yapıların arkasında ne var? Küf uzmanı Dr. Patrick Hickey ve Gıda Standartları Ajansı (FSA) verilerine göre; gıda küfleri mikroskobik mantarlardan oluşuyor ve "miselyum" adı verilen kök benzeri bir ağ tabakasıyla besinlerin derinliklerine kadar ilerliyor. Yani yüzeyde gördüğünüz 1 santimetrelik küf, gıdanın içine de en az o kadar sızmış anlamına geliyor.
Gıdalarda bulunan bazı sinsi küfler, mikotoksin adı verilen tehlikeli toksinler üretiyor. Akut zehirlenmeler nadir görülse de bu toksinlerin vücutta birikmesi uzun vadede karaciğer kanserine, böbrek yetmezliğine ve hatta ölüme yol açabiliyor.
Küflü Ekmek: Ekmek gibi gözenekli ve yumuşak gıdalar küflendiğinde asla tüketilmemelidir. Küfün ipliksi kökleri ekmeğin süngerimsi yapısında gözle görülmeyen alanlara hızla yayılır. Küflü kısmı kesip kalanını yemek kesinlikle güvenli değildir.
Yumuşak ve Sürülebilir Peynirler: Rokfor gibi özel ve güvenli küflerle üretilenler hariç; krem peynir, süzme peynir veya ufalanan yumuşak peynirler küflendiği an çöpe gitmelidir. Yüksek su içerikleri nedeniyle bu peynirlerde mikroorganizmalar hızla çoğalır. Bu durum sadece küfe değil, salmonella veya listeria gibi ölümcül gıda zehirlenmelerine yol açan bakterilere de davetiye çıkarır.