Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur birinci basamak sağlık hizmetinde yaşanan sorunlar ve aile hekimlerinin çektiği sıkıntılara ilişkin Cumhuriyet'e açıklamalarda bulundu.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin temelinde koruyucu sağlık olduğunu anımsatan Uğur, "Aile hekimleri bu hizmeti 2005 yılından bu yana, her türlü zorluğa, artan iş yüküne ve sistemin kronikleşen sorunlarına rağmen büyük bir özveriyle sürdürmektedir. Ancak bugün gelinen noktada aile hekimliği uygulaması, sağlık hizmeti sunumundan uzaklaştırılarak; masa başında veri yetiştirme, sayı tamamlama ve performans baskısı altında sürdürülen bir yapıya dönüştürülmek istenmektedir.

“HYP kapsamında izlem sayısının 12’den 18’e çıkarılması” ve buna eşlik eden katsayı düşüşleri; aile hekimlerine açıkça daha fazla çalış, daha az kazan dayatması yapılmasıdır. Bu yaklaşım hakkaniyetle, nitelikle, kamu yararıyla bağdaşmamaktadır. Günde onlarca, kimi zaman yüzü aşan hastaya hizmet vermeye çalışan hekimlerden aynı gün içerisinde yüzlerce veri girişi, takip ve kayıt işlemi beklenmesi; sağlık hizmetini güçlendirmek değil, aile hekimliğini işlevsiz hale getiren bir angaryadır" dedi.

Uğur sözlerini şöyle sürdürdü: "Aile Sağlığı Merkezlerinde tıbbi sekreter yoktur, veri giriş personeli yoktur, yardımcı idari personel yoktur. Buna rağmen hekimler ve aile sağlığı çalışanları; muayene eden, izlem yapan, rapor düzenleyen, aşı uygulayan, gebe-bebek-çocuk izlemi yürüten olmalarının yanında bir de sistemde veri işleyen memur gibi çalıştırılmak istenmektedir. Hekimleri bilgisayar başına mahkum eden bu anlayış; yalnızca emeği sömürmekle kalmamakta, hekimlik mesleğinin itibarını da hedef almaktadır. Hekim, veri giriş personeli değildir.
Aile hekimliği, ekran başında sayı tamamlama sistemi hiç değildir. Vatandaşın nitelikli sağlık hizmetine erişimi; hekimin hastasına ayırdığı süreyle, dikkatle, temasla ve tıbbi değerlendirmeyle mümkündür. Siz hekimin önüne ekran, arkasına performans baskısı, yanına ise personelsiz bir sistem bırakırsanız; ortaya çıkan şey sağlık hizmeti değil çöküştür."

Öte yandan; nüfusun azaltılacağı, ASM sayılarının artırılacağı, fiziki koşulların iyileştirileceği ve sistemin güçlendirileceği yönündeki açıklamaların sahada hiçbir somut karşılığının bulunmadığını belirten Uğur,  "Yıllardır aynı vaatler tekrar edilmekte, ancak aile sağlığı merkezlerinde çalışanlar her geçen gün daha ağır koşullar altında daha fazla sorumlulukla baş başa bırakılmaktadır. Cari ödemeler artık birçok yerde kira, personel ve temel giderleri dahi karşılayamaz hale gelmiştir. ASM’lerin güvenlik, fiziki altyapı, donanım ve personel ihtiyaçları görmezden gelinmekte; sahadaki gerçekler masa başında alınan kararlarla yok sayılmaktadır. Taleplerimiz arasında olan ikinci aile sağlığı çalışanı ve tıbbi sekreter desteği hala sağlanmamış, sistem bilinçli şekilde eksik personelle yürütülmeye çalışılmıştır. Bunun adı planlama değil; sağlık emekçisini yalnız bırakmak, yükü onun sırtına yıkmak ve sonra da “performans” adı altında hesap sormaktır.