Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Ancak bölgede sağlığa erişim sorunları sürüyor. Hatay’da durum aynı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur tabloyu, "Artık 'aksaklık' değil, açık bir yönetim iflası, bilinçli bir ihmal ve halk sağlığının göz göre göre riske atılmasıdır" sözleriyle değerlendirdi.

Hatay’da sağlık hizmetlerinin hala konteynerlere sıkıştırıldığını vurgulayan Uğur, "Aile Sağlığı Merkezlerinin yarıdan fazlası konteynırlarda hizmet vermektedir. Bu durum geçici değil, kalıcı bir utanca dönüştürülmüştür. Hastanelerde branş hekimi eksiklikleri kronik hale gelmiş, ağız ve diş sağlığı hizmetleri, eczaneler ve birinci basamak sağlık hizmetleri insan onuruna aykırı koşullarda sürdürülmektedir.

Hasta mahremiyeti yoktur, sağlıklı bekleme alanları yoktur, laboratuvar hizmetleri yetersiz, aşı hizmetleri süreklilikten uzaktır. Bütün bunların yanında sağlık emekçilerinin dinlenme alanlarının yokluğu dile getirilememektedir. Birçok ASM düzenli aşı temin edememektedir. Merkezden haftada yalnızca bir gün gönderilen sınırlı aşılarla aşılama yapılmaya çalışılmakta; Hatay, bulaşıcı hastalıklar açısından bilinçli biçimde salgın riskine sürüklenmektedir. Aşısı eksik bebekler ve çocuklar bu ülkenin açık ayıbıdır. Çocukların sağlık hakkı korunamamaktadır" dedi. 

"24 BİN BAŞVURUYU KARŞILAYACAK SİSTEM YOK"

Bazı bölgelerde su ve elektrik kesintilerinin sürdüğünü belirten Uğur, "Sağlık hizmetinin sürekliliği doğrudan sabote edilmektedir. Kamu hastanelerinde servis ve yoğun bakım yatak sayıları yetersizdir. Günlük yaklaşık 24 bin acil başvurusu olan bir ilde, bu yükü karşılayacak bir sağlık sistemi yoktur. Sağlık emekçileri insanüstü bir çabayla sistemi ayakta tutmaya çalışmakta, ancak kurumsal yetersizlik nedeniyle hizmet fiilen aksamakta, bedel yine yurttaşlara ve çalışanlara ödetilmektedir. Üç yıl boyunca bu tablonun değişmemesi ne kaderdir ne de doğal bir süreçtir. Bu tablo, siyasi iktidarın, tercihinin, plansızlığının ve sorumsuzluğunun sonucudur" ifadelerini kullandı.