Modern yaşamın getirdiği dijital alışkanlıklar, çalışma koşulları ve çevresel faktörler, göz sağlığımızı daha önce hiç olmadığı kadar tehdit ediyor. Günümüzde en sık rastlanan ancak en çok ihmal edilen sağlık sorunlarından biri de göz kuruluğu. Bu hastalık, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gamze Öztürk, görme kaybına bile neden olabilen bu sinsi hastalığa karşı farkındalık çağrısında bulundu. Doç. Dr. Öztürk, "İleri seviye göz kuruluğunun sebep olduğu ağrı, eklem ağrısıyla eşdeğer. Hastaların 3'te birinde depresyona bile sebep oluyor" diyerek, kritik uyarılarda bulundu.

EKLEM AĞRISI GİBİ KORKUNÇ Göz kuruluğunun sadece basit bir batma hissi olmadığını ifade eden Doç. Dr. Öztürk, hastalığın neden olduğu fiziksel ve ruhsal tahribatı şöyle anlattı: "İleri seviyelere gelmiş göz kuruluğunun yarattığı ağrı, beyindeki ağrı uyarı merkezini o kadar yoğun harekete geçiriyor ki bu his eklem ağrısıyla hemen hemen aynı seviyede algılanabiliyor. Daha da çarpıcı olanı, göz kuruluğu yaşayan her 3 hastadan birinde depresyon görülmesidir. Bu ağrı döngüsü, tüm vücuttaki ağrı eşiğini düşürerek, genel bir huzursuzluk ve mutsuzluk halini tetikleyebiliyor" dedi.

GENÇLER BU HASTALIĞIN PENÇESİNDE Hastalığın son yıllarda gençlerde görülme sıklığının artığının altını çizen Doç. Dr. Öztürk, "Bunun en büyük nedeni ekran başında geçirilen sürenin uzamasıdır. Normal şartlarda insan gözü dakikada ortalama 22 kez kırpılırken, bilgisayar, tablet veya telefon ekranına bakarken bu sayı dakikada 5'e kadar düşüyor. Bu durum gözyaşının hızla buharlaşmasına ve göz yüzeyinin korumasız kalmasına yol açıyor" dedi. Doç. Dr. Öztürk, ABD'de bilim insanlarının yaptığı bir araştırmayı örnek olarak göstererek, "Araştırma, göz kuruluğunun yarattığı konfor kaybının, iş yerindeki üretkenliği de ciddi oranda düşürdüğünü kanıtlıyor" dedi.

BİLGİSAYAR KULLANIMINA 20 DAKİKADA BİR ARA VERİN DOÇ. Dr. Öztürk, göz kuruluğunun tedavi sürecinde neler yapıldığını ise şöyle anlattı: YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ: Bilgisayar ekranının göz seviyesinin altında tutulması, 20 dakikada bir kullanıma ara verilmesi, gözlerin dinlendirilmesi ve ekran kullanımında göz kırpmaya dikkat edilmesi. ILIK KOMPRES VE EGZERSİZ: Sıcak suyla ıslatılmış havlu ile yapılan kompresler, göz kapağındaki yağ bezlerini aktifleştirerek, gözyaşının buharlaşmasını geciktiriyor. Bilinçli göz kırpma egzersizleri ve hafif masajlar dolaşımı artırıyor. İLAÇ VE TAKVİYELER: Suni gözyaşı damlaları ve jeller hekim kontrolünde kullanılabilir. TIKAÇ YÖNTEMİ: Gözyaşının kanallardan akıp gitmesini engelleyen, gözde daha uzun süre kalmasını sağlayan tıkaç yöntemi.

SOĞUK HAVALAR TETİKLİYOR Sadece dijital ekranların değil mevsimsel şartların da gözleri kuruttuğunu söyleyen Doç. Dr. Öztürk, şunlara dikkat çekti: "Kuru ve soğuk hava koşulları, özellikle açık havada spor yapanlarda yanma, batma ve kızarıklık gibi semptomları tetikliyor. İç mekanlarda ise bilinçsiz klima kullanımı ve nemsiz ortamlar süreci hızlandırabiliyor. Kadınlarda, özellikle menopoz döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak bu sorun daha sık görülebiliyor. Ancak günümüzde kontakt lens kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte erkekler ve gençler de risk grubuna dahil olmuş durumda. Hastalığın diğer belirtileri arasında; yanma, batma, yabancı cisim hissi, yorgunluk, rüzgarda aşırı duyarlılık ve görmede bulanıklık (göz kırpınca düzelen cinsten) yer alıyor."

'GÖZÜM SULANIYOR' DİYENLER DİKKAT! PEK çok hastanın gözleri sulandığı için kuruluk sorunu yaşamadığı yanılgısına düştüğünü söyleyen Doç. Dr. Öztürk, bu durumu şöyle açıkladı: "Göz kuruluğu yaşayan hastaların büyük çoğunluğu aslında sulanma şikayetiyle bize gelir. Ancak bu sulanma, gözün kurumasına tepki olarak gelişen bir refleks sulanmadır. Ve gözü koruyucu kalitede değildir. Gerçek gözyaşının yerini tutmaz."