Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Türkiye’de son yıllarda “mesleki koşullar nedeniyle genç hekim ölümleri” sıkça gündeme geliyor. Ölümlerin nedenleri ve nasıl önlenmesi gerektiği kamuoyunun en çok sorduğu soruların başında geliyor. Meslek örgütleri ve uzmanlara göre konunun en kritik kısmını çalışma koşullarından kaynaklanan sorunlar oluşturuyor. Bu ölümlerin kişisel nedenlerle açıklanamayacağı ağır iş yükü, güvencesizlik, performans baskısı ve şiddet ortamıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Özellikle mesleğin başındaki hekimlerin karşı karşıya kaldığı uzun nöbetler, hiyerarşik baskı ve ekonomik tatminsizlik, tükenmişliği derinleştiren başlıca etkenler arasında sayılıyor. Cumhuriyet’e konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu Yürütme Kurulu üyesi Dr. İlkay Çelik, genç hekimlerin çok boyutlu baskı altında olduğunu vurgulayarak “Türkiye’de genç hekim intiharlarına ilişkin kapsamlı bir çalışma bulunmuyor. Bu alanda veri bulmak çok zor” dedi.
Değerlendirmelerin büyük ölçüde uluslararası çalışmalara dayandığını belirten Çelik, “Amerika ve Avrupa’daki araştırmalarda hekim intihar oranlarının toplum ortalamasının üzerinde olduğunu görüyoruz. Erkek hekimlerde bu oran 1.5-2 kat, kadın hekimlerde ise 2.5-4 kat daha yüksek” ifadelerini kullandı.
Asistan hekimlerin çalışma koşullarına dikkat çeken Çelik, “Özellikle asistan hekimler uzun nöbetler, uygun dinlenme alanlarının olmayışı ve mobbingle karşı karşıya kalıyor. 36 saat nöbet süreleri var. Yasayla nöbet sonrası izin hakkı tanımlanmış olmasına rağmen pratikte, özellikle cerrahi branşlarda bu hak uygulanmıyor” diye konuştu.
Emeğin karşılığının alınamamasının da tükenmişliği artırdığına dikkat çeken Çelik, “Sağlık sisteminin geldiği noktada hem maddi hem manevi olarak emeğin karşılığı alınamıyor. Bu da tükenmişlik sendromuna yol açıyor” dedi. Kadın hekimlerde intiharın ölümle sonuçlanma oranının daha yüksek olduğunu ifade eden Çelik, bunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle bağlantılı olduğunu söyledi.