Z kuşağı ve Alfa kuşağı, son yıllarda kültürü çoktan yeniden şekillendirdi; bazıları iyi yönde, bazıları ise kötü yönde. Her nesil bir şekilde, bir biçimde ya da bir şekilde böyle oldu. Ancak yakın zamanda yapılan araştırmaya göre, bu nesiller ekranlarda erkekliğin tasvir edilme şeklini de değiştirmek istiyorlar (aslında aradıkları şey zaten orada olmasına rağmen).

UCLA'daki Center for Scholars and Storytellers (CSS) tarafından 10-24 yaşları arasındaki 1.500 genç yetişkinle yapılan ankette, bu demografik grubun, yıllardır sektörde yaygın olan erkeklik stereotiplerine güvenmektense, film ve televizyondaki erkek karakterlerin “izolasyon ve diğer erkeklik stereotiplerinden uzaklaşıp” “kırılganlık ve bağ kurma” yönünde ilerlemesini daha çok istediği ortaya çıktı. Araştırma, UCLA'da CSS'yi kuran Yalda T. Uhls tarafından yürütüldü.

Yayınlanan araştırmaya göre, ekibi yeni nesillerin “erkeklerin başkalarının hayatlarında nasıl göründüklerinin yeniden tasarlanmasını istediğini” belirledi: “İster baba, ister akıl hocası, ister koç, ister öğretmen olsun, izleyicilerin mesajı aynıydı.”

Kelimenin tam anlamıyla “Gelişen Erkeklik” (Evolving Masculinity) adlı bu çalışma, 1997 ile 2025 yılları arasında doğan gençlerden oluşan bu grubun, filmlerde ve televizyonda babaların “çocuklarına sevgi göstererek” “ebeveynlikten keyif almasını” istediğini ortaya koydu. Bu grubun en genç üyeleri (tabii ki en genç katılımcı 10 yaşındaydı) bu görüşü daha fazla destekliyordu.

Ebeveynlik, özellikle kendiniz için duygusal sorumluluk gerektiren bir iş. Anket katılımcılarının yüzde 46'sı filmlerde ve televizyonda “erkeklerin zihinsel sağlıkları da dahil olmak üzere yardım istemesini” görmek istediğini belirtmiş. Bu, ankete katılanların neredeyse yarısının bunu hikaye anlatımının temel bir parçası olarak gördüğü ve yeterince görmedikleri anlamına geliyor.

Uhls, geçtiğimiz günlerde The Hollywood Reporter'a şöyle demişti: “Bu erkeklerin tüm duygularını gösterme biçimlerinde yeterince nüans ve özgünlük yok. Gençler bununla dalga geçecek veya reddedecek.”