Adventure oyunları benim için ve sanırım pek çok eski nesil oyuncu için çok kıymetli olsa da sektör uzun zamandır bu türe üvey evlat muamelesi yapıyor. Düşünmeyi teşvik eden, problem çözmeniz gereken ve genelde sağlam hikayeleri ile öne çıkan adventure oyunları yerini epeydir yürüyüş simülasyonlarına bıraktı. Aralarında gerçekten harika örnekler olsa da bu türün de çok büyük bir hayran kitlesi yok gibi.

Tamamen bağımsız bir oyun stüdyosu olan TomorrowHead Studios’un ciddi bir çaba ile hayata geçirdiği Will: Follow the Light ise işte bu iki kıymetli janrın bir miksajına benziyor. Kuzey Denizleri’ndeki bir adada deniz feneri sorumlusu olan Will’in, gerçekliği sorgulatan, yer yer epey karamsar, hüzünlü ve gizem dolu hikayesine hoş geldiniz.

Will, görev yaptığı adada mesaisinin tamamlanmasını bekliyor. İş arkadaşı ile telsizden yaklaşan büyük fırtınanın haberini alıp, merkeze bilgi göndermek için ölçümler yapıyor, biz de bu tekinsiz adada kısa bir koşturmacanın ardından verileri topluyoruz. Ardından adaya gelen diğer görevliden öğrendiğimize göre kasabamız korkunç bir felaket yaşamış ve küçük oğlumuz Thomas ve aramızın bozuk olduğu babamızdan haber yok.

Bu noktadan sonra oyun bizi bir hastanenin yıkıntılarından alıp, selin ardından çamur denizi altına gömülmüş, sayısız canın yitirildiği kasabadan geri kalanlara bırakıyor. Ancak bir gariplik var. Will etrafta olmaması gereken geçmişine dair objelere denk geliyor, bilincini kaybediyor ve gözlerini bir hastane çadırında açıyor. İşte, zavallı Will’in gizem dolu serüvenine böyle adım atıyoruz.

Will: Follow the Light, hem bulmaca çözüp, mantık yürütmeniz gereken bir adventure oyunu, hem de sağlam bir anlatıya sahip bir yürüme simülasyonu. Ancak projeyi bu kadar ilgi çekici ve bence başarılı kılan şey, güçlü hikaye sunumu ve atmosferi sayesinde sıradan bir yürüme simülasyonun çok daha fazlası olması. Oyunun bulmaca mekanikleri genel olarak belli şablonlar etrafında şekilleniyor. Kasabanın sağlam kısımlarında dolaşıp, denize açıldıklarını öğrendiğiniz babanız ve oğlunuzun peşinden gitmek için erzak topluyor, Molly adlı teknenizi tamir etmek için zamana karşı yarışıyorsunuz. Oyunda, birkaç kez yapacağınız gibi, parçalara ayrılmış bazı hayati objeleri tamir etmeniz lazım. Bu teknenizin mekanik bir aksamı da olabilir, gizemli anıları gün yüzüne çıkartan farklı filtrelere sahip bir fener de, ya da bir pusula ile kar kızağı da. Bu tür bulmacalarda zorlanan biri olarak neyse ki işin mantığını kavradıktan sonra kolayca hepsinin altından kalkabildim.

Tabii bulmacalar bununla sınırlı değil. Garip kilit sistemine sahip bir odaya girmek için tarihler üzerinde küçük bir araştırma yapmak ya da eski usûl bir teleferiği çalışır hale getirmek için onlarca metre yükseklikte, kar yağışı altında hayatta kalmaya çabalamak da buna dahil.