İlk olarak 2009 yılında ve daha sonra devam oyunlarıyla karşımıza çıkan Tomodachi serisi uzun bir aranın ardından geri döndü. Tomodachi Life: Living the Dream, ilk bakışta basit bir “Mii simülasyonu” gibi görünebilir ama oyuna başladığınız anda işin aslında hiç de öyle olmadığını anlamanız çok zamanınızı almıyor. Oyunun içine girdikçe bunun tamamen size ait, yaşayan bir mini evren olduğunu fark ediyorsunuz. Oyundaki ada, klasik anlamda bir oyun alanından çok dev bir oyuncak evi gibi çalışıyor. Ama bu ev, ruhsuz figürlerle değil, sizin yarattığınız karakterlerle dolu. Kendiniz, arkadaşlarınız, ünlüler ya da tamamen saçma hayal ürünü karakterler… Hepsini siz oluşturuyor ve ortaya çıkacak absürt olayların da temelini bir nevi siz atıyorsunuz.
Bu oyunun en güçlü tarafı, tamamen sizin yaratıcılığınıza bağlı olması. yani oyunda ne kadar çok zaman geçirirseniz, oluşturduğunuz karakterlere ne kadar çok emek verirseniz, oyun size o kadar özgürlük sunuyor. Karakterlerinizi giydirmek, yemek yedirmek ya da ilişkilerine müdahale etmek ilk başta çocuk oyunu gibi hissettirse de, her karakterin kendine ait bir kişiliği ve davranış biçimi olması işi bambaşka bir noktaya taşıyor. Kimi zaman sizden bağımsız hareket etmeye başladıklarını, kişiliklerini oturttuklarını fark ediyorsunuz. Ortaya çıkan şey, hem çok komik hem de şaşırtıcı derecede kişisel bir simülasyona dönüşüyor.
Ama bu serbest yapı aynı zamanda oyunun en büyük problemini de beraberinde getirmiş. Çünkü bu kadar yaratıcı, paylaşmaya açık bir yapının neredeyse hiç paylaşılamıyor olması benim için en büyük hayal kırıklığı oldu. Üstelik işin özünde Animal Crossing gibi çok başarılı bir örnek varken. Pandemi döneminde çıkan bu serinin son oyunundaki en büyük keyfim, arkadaşlarımı adama davet etmek ve zaman zaman da onların adasını ziyaret etmekti. Oyunda yaşadığınız komik anları, oluşturduğunuz karakterleri ya da tasarımlarınızı başkalarına göstermek beklediğinizden çok daha zor. Bu da aslında sosyal olması gereken deneyimi garip bir şekilde kalıplar içerisine sokuyor.
Oyunun karakter oluşturma kısmı oldukça geliştirilmiş. İlk karakteriniz dışında adaya adım atan tüm sakinleri biz oluşturduğumuz için geniş bir yelpaze ile karşılaşıyoruz. Ses tonundan, isminin okunuşuna kadar geniş bir seçenek listesi bizi karşılıyor. Tomodachi Life dönemine kıyasla Mii Maker çok daha detaylı. Saç stillerini ayrı ayrı şekillendirebilme, ikinci saç renkleri, daha gelişmiş göz ve yüz ayarları derken karakter yaratımı artık çok daha esnek. Üstelik Mii Maker'a kıyasla artık karakterlerimizin kulakları da var.
Daha önce DS ve 3DS'te karşımıza çıkan serinin bu yeni oyunu daha yüksek çözünürlük ile birlikte görsel tarafını ciddi anlamda toparlamış. Basit ve stilize yapısını korurken çok daha temiz bir görüntü sunuyor. Normalde karakter tasarlama konusunda çok iddialı olmayan biri olsanız bile, bu araçlarla tatmin edici sonuçlar çıkarmak mümkün. Tabi karakter oluşturma ekranı aynı zamanda suistimale de açık. Nintendo'nun bazı konularda hızlı bir güncelleme ile işi çözeceğini düşünüyorum.
Diğer taraftan oyununun motivasyonu baltalayan bir detay daha var. Oluşturduğunuz Mii’leri paylaşmak neredeyse imkansız. Sistem sadece yerel bağlantıyla çalışıyor. Yani bir karakteri paylaşmak için aynı ortamda olmanız gerekiyor. Bu da 3DS dönemindeki QR kod sistemiyle ya da biraz önce de örneğini verdiğim gibi Animal Crossing ile kıyaslandığında çok ciddi bir eksi olmuş.