Hollywood'un en büyük yıldızları ve en güçlü stüdyoları, yapay zekâ entegrasyonunun artık kaçınılmaz bir gerçeklik olduğu fikrine giderek daha fazla alışıyor. Matthew McConaughey ve Sandra Bullock gibi isimler bu yeni teknolojiyi benimsemek dışında pek bir seçeneğimiz olmadığını savunurken; Steven Soderbergh ve Darren Aronofsky gibi ünlü yönetmenlerin üretken yapay zekâyı filmlerine dahil etmesi, bu düşünceyi haklı çıkarır nitelikte.

Ancak yapay zekânın çevreye verdiği zarar veya insan bilişi üzerindeki olumsuz etkileri gibi bambaşka konularda endişe duyanlar, yüz yıldır sinema sanatını var eden insanların yerini teknolojinin almasına henüz hazır değil. Görsel efektler gibi teknik ağırlıklı alanlarda yapay zekânın belli bir faydası olduğu inkâr edilemez. Fakat söz konusu bir Oscar ödülü kazanmak olduğunda, yapay zekânın kesinlikle kapıdan içeri alınmaması gereken alanlar var.

Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, geçtiğimiz hafta bir dizi kategori için yönergelerini ve kurallarını yeniden düzenledi. Uluslararası film ödüllerinin artık filmin temsil ettiği ülkeye değil, doğrudan yönetmene verilecek olması gibi umut verici yeniliklerin yanı sıra Akademi, yapay zekâ tarafından üretilen herhangi bir performansın Oscar adayı olmasını kalıcı olarak yasakladı.

Buna göre En İyi Erkek Oyuncu veya En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu gibi prestijli ödüller için yalnızca filmin resmi jeneriğinde adı geçen ve kanıtlanabilir şekilde, kendi rızalarıyla insanlar tarafından sergilenen roller değerlendirmeye alınacak.

Val Kilmer ve As Deep as the Grave tartışması

Akademi'nin üretken yapay zekâya yönelik bu sert müdahalesi, yakında vizyona girecek bağımsız yapım As Deep as the Grave hakkında dönen tartışmalara doğrudan bir yanıt gibi hissettiriyor. Zira film, geçtiğimiz yıl gırtlak kanseriyle olan savaşını kaybederek aramızdan ayrılan usta aktör Val Kilmer'ın yapay zekâ ile oluşturulmuş bir rekreasyonunu içeriyor.