Otomotiv sanayisinde Avrupa alarmı

Avrupa Birliği (AB) tarafından geçtiğimiz hafta kamuoyuna duyurulan "Otomotiv Paketi"ne ilişkin gelişmeler, Türk otomotiv sanayisini telaşlandırdı. Avrupa Komisyonu'nun yeni stratejisi, AB'nin emisyon azaltım hedeflerine ulaşmak için çeşitli esneklikler sunuyor, ancak "Made in EU" vurgusu, Türkiye otomotiv sanayisinin ihracatı ve dış ticaret dengesi açısından önemli riskler oluşturuyor.

Türkiye'nin AB'de yer alması zorunluydu

Osmanlı otomotiv sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, "Made in EU" yaklaşımının, emisyon azaltım hedefleri, küçük elektrikli araç üretimi ve satışı, kurumsal araç filolarının yenilenmesi gibi birçok teşvik alanında ön koşul olarak vurgulanmasından endişe duyduklarının altını çizdi. Eroldu, "Avrupa Komisyonu, AB otomobil pazarının yüzde 60, hafif ticari araç pazarının yüzde 90'ını oluşturan kurumsal araçlar için sıfır veya düşük emisyonlu, 'AB'de üretilmiş' araçlara yönelik özel mali teşvikler planlamak niyetini net olarak ortaya koydu. Burada 'AB'de üretilmiş' tanımının ne olacağı kritik önem taşıyor" dedi.

Ülke ekonomisi açısından büyük risk

Türkiye'de üretilen taşıt araçları ve parçalarının söz konusu tanımın dışında bırakılmasının, Gümrük Birliği'nin Türkiye ve AB'ye getirdiği avantajı ortadan kaldıracağını ve bu yapının işlevini yitirmesine neden olacağını da kaydeden OSD Başkanı Cengiz Eroldu, "Türkiye'nin AB'nin araç ithalatında 2'nci, araç ihracatında ise 3'üncü sırada yer aldığı bilgilerini de paylaştı. Türkiye'nin AB'nin otomotiv sanayisinde rekabetçiliğini korumak için, bu tanıma dahil edilmesi stratejik bir gerekliliktir" açıklamasında bulundu.

Avrupa Birliği'nin yeni planı

Avrupa Birliği'nin (AB) yürütme organı konumunda olan Avrupa Komisyonu'nda açıklanan yeni plana göre, otomobil üreticilerinin egzoz emisyonlarını 2035 yılından itibaren yüzde 100 yerine yüzde 90 oranında azaltmaları yeterli olacak. Kalan yüzde 10'luk emisyon ise Avrupa Birliği'nde üretilmiş düşük karbonlu çelik kullanımı veya e-yakıtlar ve biyoyakıtlar yoluyla telafi edilecek. Bu karar, tam elektrikli ve hidrojenli araçlara ek olarak, şarj edilebilir hibrit (PHEV), menzil uzatıcı hibrit (EREV), hafif hibrit (MHEV) ve içten yanmalı motorlu araçların da 2035 sonrasında satışına devam edilebileceği anlamına geliyor.

Yeni araç kategorisi ve süper krediler

Açıklanan paket kapsamında, otomobil üreticileri 2035'ten önce Avrupa Birliği'nde üretilen küçük ve uygun fiyatlı elektrikli otomobiller için 'süper kredilerden' yararlanabilecek. Bu kapsamda, 'küçük ve uygun fiyatlı otomobiller' adı altında en fazla 4.2 metre uzunluğa kadar olan elektrikli araçların dahil olabileceği yeni bir araç kategorisi oluşturulması da amaçlanıyor.

Batarya güçlendirme programı

1.8 milyar Euro'luk "Batarya Güçlendirme Programı" açıklayan Avrupa Komisyonu, tamamen AB yapımı bir batarya değer zincirinin geliştirilmesini hedefliyor. Bu program, AB'nin emisyon azaltım hedeflerine ulaşmak için önemli bir adımdır ve Avrupa otomotiv sanayisinin rekabet gücünü artırmaya katkı sağlayacaktır.