Alman otomotiv üreticisi Volkswagen (VW) tarihindeki en büyük dönüşümlerden birini yaşıyor. 2015'te patlak veren 'dizel skandalı'nın merkezinde yer alan şirket, bu tarihten sonra elektrikli araç geliştirme çalışmalarına hız verdi.
Fakat, Çinli markalar ile bu alanda rekabette zorlanan şirket, ilk kez kendi ülkesi Almanya'da fabrika kapatacağını açıklamış ve sendikaların yoğun tepkisi ile karşılaşmıştı.
Hatta, tarihinde ilk kez ülke genelinde gerçekleşen grevlerin hedefi olan VW, Aralık 2024'te ise sendikalar ile anlaşmaya varabildi.
Bu anlaşma kapsamında, Volkswagen'in Almanya'da fabrika kapatmayacağı, bunun yerine 2030 yılı sonuna kadar Almanya'daki tesislerde çalışan 35 binden fazla kişiyi planlı bir şekilde işten çıkaracağı kaydedildi.
Tüm bu tablo, birazdan bahsedeceğimiz otomobilin hangi şartlar altında geliştirildiğini ve kritik önemini ortaya koyuyor.
Aslında bir 'main-stream' yani 'ana-akım' otomobil üreticisi olan Volkswagen, 2000'li yıllarda dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Ferdinand Piech'in girişimleri ile gözünü 'premium' markalara dikti. Marka tarihinde daha önce yer almanın hayali bile kurulamayan 'F' yani en lüks otomobillerin yer aldığı segmente Phaeton modeli ile giriş yapıldı.