Ferhat Göçer, 'Yapay Zekâ’nın Gölgesinde Müzik ve Yaratıcı Emek: Dijital Aldatmaca mı Yoksa Müziğin Geleceği mi?' başlıklı yazısında, dijital müzik platformlarında hızla artan yapay zekâ içeriklerinin, sanat emeği, telif hakları ve adil rekabet açısından ciddi bir yapısal krize yol açtığını vurgulayarak sektörün acil ve şeffaf düzenlemelere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Ferhat Göçer’in yazısında dikkat çeken başlıca kesitler şöyle:
Üretken yapay zekâ ve müzik teknolojilerindeki hızlı gelişim, dijital müzik platformlarında içerik üretimini hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı. Ancak bu kolaylık, beraberinde çok ciddi yapısal sorunları da getirdi. Bugün Spotify başta olmak üzere pek çok dijital platformda; kalitesi tartışmalı, sanatsal bir emeğe dayanmayan ve çoğu zaman yalnızca algoritmaları hedefleyen içeriklerin sayısında astronomik bir artış yaşanıyor.
Bu tablo, müziğin üretim ve dolaşım dengesini ciddi biçimde bozuyor. Bir yanda yıllarını eğitime, sahneye ve üretime adamış sanatçılar; diğer yanda dakikalar içinde, düşük maliyetle ve çoğu zaman herhangi bir sanatsal niyet taşımadan üretilmiş yapay zekâ içerikleri aynı alanı paylaşıyor. Sonuç olarak görünürlükten gelir paylaşımına kadar pek çok noktada derin bir adaletsizlik ortaya çıkıyor.
Deezer & Ipsos tarafından 8 ülkede, 9.000 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçları son derece çarpıcı. Araştırmaya göre dinleyicilerin % 97’si, % 100 yapay zekâ ile üretilmiş müzik ile insan yapımı müziği ayırt edemiyor.
Bu veri, meselenin dinleyicinin “kulak eğitimi” ya da “dinleme becerisi” olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Asıl sorun, piyasanın nasıl düzenlendiği ve bu alanda hangi etik kuralların geçerli olduğu. Dinleyicinin ayırt edememesi onu suçlu ya da yetersiz kılmaz; aksine müzik endüstrisinin ve dijital platformların sorumluluğunu artırır.