Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Çocukluğu babasının çalıştığı Ataş Petrol Rafinerisi’nin lojmanında geçen Mersinli Mansur Ark, kendi adını taşıyan ilk albümünü 1997 yılında çıkardığında Türk pop müziği patlamasının tepe noktalarından birine imzasını atmıştı. Kısa bir süre önce Frankfurt’an göçüp Türkiye’ye dönmüştü ve gurbette geçirdiği yılların etkisi müziğinde hissediliyordu. Kendi sözlerini seslendiren Ark, açılışta yer alan “Maalesef” adlı parçayla ve klibiyle büyük çıkış yapmıştı.
Ardından “Sana Demedim Mi?” ve “Doyamıyorum” adlı parçaların da hit oluşuyla doksanların en popüler şarkıcılarından biri olmuştu Ark. Çok iyi bir prodüksiyondu bu albüm. Naci Bayşu’nun prodüktörlüğünde kaydedilen albümdeki şarkılar Tarık Sezer tarafından düzenlenmiş, Erdem Sökmen, Hami Barutçu, Aydın Karabulut, İsmail Derker, Kubat, Sibel Sezal gibi usta müzisyenleri ağırlamıştı. Çok güzel bir enerjisi vardı Ark’ın; ayrıca kibirsiz ve samimiyet dolu bir karakterdi.
Hüzünlü şarkılarında bile pozitif duygularla mutluluk şırınga etmeyi iyi biliyordu. İlk albümle gelen şöhret, yanı sıra sempatik tavırları, özenli ve şık giyimi Ark’ı televizyon dizileri ve reklamlara taşımıştı. Zamanında kaset ve CD olarak basılan “Mansur Ark” albümü şimdi ilk kez plak formatında basıldı.
30 yıl önce müzikal yoldaşı Çağlayan Yıldız ile “A Z” adını verdiği bir albüm yapmıştı Oğuz Büyükberber. Bu Oğuz’un ilk albümüydü. Sonrasında sayısız projede, kayıtta, albümde, konser ve festivalde yer aldı, üretkenliğini hiç elden bırakmadı. Elindeki klarnet ve basklarnetin en büyük ilhamlarından biri de, öğrenciliğinde aldığı iç mimarlık eğitiminden gelen sanat tarihi birikimiydi.
Oğuz’un aynı zamanda plak olarak da basılan yeni çalışması “Sanki” albümü, yakın dostları basçı Demirhan Baylan ile davulcu Cem Aksel ile 20 yıla varan müzikal birlikteliğinin ikinci ürünü. Oğuz’un “dekonstrüktivizme empresyonist bir bakış” olarak tarif ettiği bu yaklaşım, gelişim ve değişim kavramlarını notalara dökercesine dile geliyor üçlünün dünyasında. Oğuz’a ait altı eserden oluşan (kapak resmi de kendisine ait olan) “Sanki”, beste ile doğaçlama arasından sayısız geçiş içinde tınlıyor.