Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Her sergiye erken gitmeyi severim. Kalabalık henüz mekânın sesini değiştirmeden, işler kendi başına konuşurken gezmek, ayrıntıları daha iyi duymayı sağlar. Tortu II’nin açılışına da bu yüzden erkenden gittim. Platform A’ya vardığımda Faruk Pehlivanlı, Elif Pehlivanlı Dündar ve Melis Aydoğmuş, her zamanki güler yüzleriyle ve iyi bir iş yapmanın heyecanıyla karşıladılar beni. Açılış öncesinin o tatlı telaşı içindeydiler; son düzenlemeler yapılıyor, işler yerli yerine oturuyor, sergi yavaş yavaş kendi bütünlüğünü buluyordu.
Bir sergiyi tam da bu anda gezmenin ayrıcalıklı bir yanı var. Henüz salon kalabalıklaşmamışken, bir kahve eşliğinde işleri dolaşmak, ayrıntılara daha yakından bakmak, serginin arka planını konuşmak ve bol bol sohbet etme şansı bulmak benim için günün en güzel yanlarından biriydi.
İçeri adımımı atar atmaz, zamanın yükünü ahşap gövdelerinde taşıyan fıçılarla göz göze geldim. Bir zamanlar üretimin, bekleyişin ve olgunlaşmanın belleğini taşıyan bu fıçılar, şimdi başka bir anlatının eşiğindeydi. Her birinin üzerinde zamanın izi vardı. Ahşabın damarlarında kullanımın bıraktığı yorgunluk, içinde geçmişten gelen bir tortu, yüzeyinde ise yeni bir hayata açılmanın heyecanı seziliyordu. Sanatçı eli değdiğinde eski işlev geri çekilmiş, yerini bambaşka bir kimlik almıştı.
Fıçılar artık yalnızca üretim sürecinin parçası olan nesneler değildi; belleğin, rengin, çizginin ve dönüşümün taşıyıcısına dönüşmüştü. Kimi renklerle çoğalmış, kimi çizgilerle yeni bir hikâyeye açılmış, kimi de kendi dokusunu koruyarak geçmişini bugüne taşımıştı. Serginin güçlü yanlarından biri de fıçıların yalnız bırakılmamasıydı. Her fıçıya, duvarda fıçı kapağı ölçüsünü çağrıştıran dairesel bir tuval eşlik ediyordu. Böylece bir zamanlar üretimin ve olgunlaşmanın belleğini taşıyan fıçılar, sanatçının dokunuşuyla yeniden dile gelirken; tuvaller de bu dönüşümün duvardaki yankısı gibi duruyordu.
“31 sanatçı, 31 fıçı, 31 tuval” fikri bu nedenle yalnızca sayısal bir birliktelik değil; ortak bir hafıza çalışması olarak okunmalı. Ankara, İstanbul, İzmir, Bodrum, Aydın ve Konya’dan sanatçıların katılımıyla büyüyen Tortu II, farklı kuşakları ve farklı sanat dillerini aynı kavram çevresinde buluşturuyor.