Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Yıl 1981, yer: İngiltere... Toplumsal huzursuzluk dayanılmaz boyutlarda. Polislere verilen şüpheli durdurma ve arama uygulamaları gibi izinler işi artık çığrından çıkarmış, özellikle “göçmen nüfusunun” ve “siyahi” gençlerin yoğun yaşadığı yerlerde baskı artmış, yani bazı kesimler kriminalleştirilmeye çalışılıyor, güvenlik problemi olarak gösterilmek isteniyor. Bunun sonucunda tarihe Moss Side ve Brixton isyanları olarak geçen ayaklanmalar yaşanıyor. Bunlar sonuç. Peki, geri planında ne var?

O tarihlerde Margaret Thatcher, serbest piyasa ekonomisinin adeta vahşiliğini gösterircesine devletin elindeki kömür, çelik, gaz, telekomünikasyon gibi devasa endüstrileri bir bir özelleştiriyor, işçiler sendikasızlaştırılıyor. Sonucunda ülkede işsizlik 3 milyonun üzerine çıkarak rekor kırmış madenciler, işçiler ayakta. “Thatcher kahverengisi” de denen eroinin kullanım oranı yüzde 500 artmış, özellikle sanayisizleşme nedeniyle işsiz kalan liman kentlerinde (Liverpool, Manchester) eroin bir salgına dönüşmüş. Hükümet “ekonomik iyileşme” adı altında sanayi bölgelerini kaderine terk ederken bu bölgelerdeki gençlik “kayıp kuşak” olarak anılmaya başlanmış. Aynı “demir leydi” hükümeti, bağımlılığı sadece bireysel bir korku nesnesine dönüştüren “Eroin Seni Bitirir” (Heroin Screws You Up) kampanyası yapıyor. Keyfi tutuklamalar, gözaltılar her gün haberlerde... Oysa uzmanlar bu kampanyanın bağımlıları damgaladığını savunarak sorunun kökenindeki yoksulluğu gizlediğini savunuyor.

Tüm bunlar olurken sıradan insanlar için görünmeyen bir dram yaşanıyor. Dönemin eleştirmenleri ve yazarlar, bu eroin patlamasının 1981 ayaklanmalarından sonra “öfkeli gençliği uyuşturup pasifize etmek” için sistem tarafından sokağa salındığını savunuyor. İşte o yazarlardan Ed Edwards’ın “Bazı Kötü Alışkanlıkların Politik Tarihi” isimli metni, Ara Sahne ve Mundial Yapım ortaklığıyla Türkiye’de sahneye taşındı.

Yönetmenliğini Uğur Uzunel’in üstlendiği oyunda Gözde Mutluer ve Canberk Gültekin rol alıyor. Kahramanlarımız Neil (Gültekin) ve Mandy (Mutluer), “bazı kötü alışkanlıkların” batağında hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da bu çıkışsızlığa karşı birbirlerinden güç alıyorlar. “Çelik gökdelenler ve parlak plazalar uğruna feda edilen” bu kayıp kuşağın hikâyesi, sahnede iki kişilik bu performansı izlerken sizi o kadar da sarsmıyor aslında. Ed Edwards’ın zekice yazdığı metin keskin bir komedi, salonu bolca güldürüyor. Dram alttan alta, yavaş yavaş demleniyor zihninizde, belki de oyundan çıktıktan sonra farkına varıyorsunuz ne kadar ciddi bir konunun anlatıldığını. Güldüğünüz için suçluluk bile hissediyor olabilirsiniz. Gülmenizde de düşünmenizde de Mutluer ve Gültekin’in başarılı oyunculuklarındaki pay büyük.

Tek perde, 80-90 dakika süren oyunda tempoyu hiç düşürmüyorlar, sahnede Neil ve Mendy’yi izlerken siz de yoruluyorsunuz. Oyun size bir ders vermeye, didaktik olmaya da çalışmıyor, uyuşturucu sorununu ise bireysel bir sorundan çok politik bir problem olarak anlatıyor. Tüm bu yönleriyle sonrasında aklınız sadece İngiltere’ye kaymıyor, yaşadığınız ülkeyi de düşünmeye başlıyorsunuz. Oyun sıradan insanların yaşamına eşitsizlik ve çaresizlikten başka bir seçenek sunmayan sisteme sert bir ayna tutuyor. “Bazı Kötü Alışkanlıkların Politik Tarihi”, 19 Mayıs’ta İstanbul’da Kadıköy Boa Sahne’de, 21 Mayıs’ta ise Ankara’da Tatbikat Sahnesi’nde izleyiciyle buluşmaya devam edecek.