Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
CerModern’in yüz yıllık “Cer” mekânı zaten başlı başına bir hafıza alanı. Rayların, demirin, üretimin disiplinli sertliğinin taşıdığı o eski enerji, bugün çağdaş sanatın çoğul dilleriyle yeniden hareketleniyor. “Cer”in çağırdığı hareket, canlılık ve dönüşüm fikri, serginin omurgasına yalnızca kavram olarak değil, mekânın dokusuna sinmiş bir gerçeklik gibi yerleşiyor. Bu yüzden “New:Now” başlığı, basit bir güncellik iddiası değil; “şimdi”yi bir eşik, bir geçiş, bir dönüşme hâli olarak ele alan bir önerme.
Sergi, genç sanatçıların zaman, dönüşüm, yaratıcılık, özgünlük ve sürdürülebilirlik üzerine düşüncelerini bir araya getiriyor. Ama serginin asıl gücü, bu kavramları bir “tez” gibi sunmasında değil; işlerin birbirine değdiği yerlerde, izleyiciyle kurduğu ilişkide çoğalmasında. Günümüzün belirsizlikleri ve krizleri dışarıda duruyor; içeride ise buna rağmen üretmeyi sürdüren bir direnç var: Disiplinlerarası yaklaşım, çoğul ifade biçimleri, geleneksel ve yeni mecralar arasında kurulan geçirgenlik…
Bir yıla yayılan yoğun araştırma sürecinin ardından davet edilen sanatçılar, yüksek estetik duyarlılık, sürece dayalı çalışma, yenilik ve cesaret gibi nitelikleriyle öne çıkıyor. Sergi, eserler arasında olduğu kadar izleyiciyle de aktif bir diyalog kurmayı amaçlıyor. Bu “diyalog” sözü burada bir süs değil; gerçekten de sergi, izleyiciyi yalnızca dolaştırmıyor, konumlandırıyor: Bakışın ritmini değiştiriyor, düşünmenin yönünü başka bir koridora çeviriyor.
Güllü’nün sergi metninde altını çizdiği cümle, akılda bir eşik taşı gibi duruyor: “Bugünümüzü görselleştirebilirsek, yarınımızı şekillendirebiliriz.” Bunu, bir slogan gibi değil; bir sorumluluk çağrısı gibi okumak mümkün. Çünkü “görselleştirmek” yalnız estetik bir mesele değil: Bugünün karmaşasını, tedirginliğini, arzusunu, gerilimini ve umut parçalarını görünür kılmak… Görünür olanın tartışmaya, dönüşmeye, yeniden kurulmaya daha açık hâle gelmesi…
Seçkide farklı yönlere açılan üretimler, ortak bir iklimde buluşuyor. Kimi işler mekânı yeniden düşünmeye çağırıyor; kimi temsili sorguluyor, kimi gerçeklikle gerçeküstü arasındaki boşlukta yeni bir anlatı kuruyor, kimi beden hafızasına ve iyileşme süreçlerine yaklaşıyor. Burada “yenilik” çoğu zaman yüksek sesle değil; yöntemde, süreçte, malzemeyle kurulan ilişkide belirginleşiyor. Bir işten diğerine geçerken yalnız biçim değiştirmiyorsunuz; düşünme biçiminiz de küçük kaymalar yaşıyor.