Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Edirne Selimiye Camisi yakın zamanda açıldı. Kasım 2021’de başlayan restorasyon çalışmaları sona ererken kubbe içinde 18’inci yüzyıla ait kalem işlerinin sökülerek yerine yeni kalem işlerinin uygulanmak istenmesi yurtta ve dışta büyük tepki ile karşılanmıştı. Selimiye’de ana kubbe yapısal olarak acil risk taşımadığı halde bu yeni projeyle öngörülen geniş ölçekli estetik müdahale ile tarihi olanın tahribi söz konusu olunca ilgili çevreler ayağa kalkmıştı.

Bu olumsuz girişimlere karşı açılan davada, Edirne Bölge İdare Mahkemesi, Selimiye Camisi ana kubbesi için sonradan planlanan restorasyon projesinin yapıya telafisi güç zarar verebileceği gerekçesiyle durdurulmasına hükmetmişti. Mahkemenin kararı hukuki olduğu kadar bilimsel olarak da geniş bir kesimde olumlu karşılandı.

Selimiye Camisi, ramazan ayının ilk günü itibarıyla yeniden ibadete açıldığında bu karara uyulduğu ve içerideki kubbeyle ilgili iskelenin de söküldüğü görüldü. Bu konuda ilgili uzmanların, her kesimden yurttaşın ve gazetemizde çıkan haberlerin kamuoyunda gösterdiği ortak tepki ve hassasiyetin, olumlu sonucun alınmasında etkin rol oynadığı görülüyor.

Açılan Selimiye Camisi ile ilgili konuştuğumuz Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu yöneticisi arkeolog Nezih Başgelen, “Özellikle Edirne Selimiye kubbesi konusunda ortaya konan aklıselim dayanışma kültürel miras konularının ortak paydamız haline gelmesini göstermesi açısından olumlu ve örnek bir gelişme” diyor ve ekliyor: “Bildiğiniz gibi Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu olarak bu süreçte biz de konuyu yakından izlemiş, toplumsal ve bilimsel koruma perspektifinden değerlendirerek görüşlerimizi temel noktalar etrafında toplumla paylaşmıştık: Restorasyon karar sürecinin koruma uzmanları merkezli olmasına dikkat çekerek özgün öğelerin korunmasının ve gereksiz müdahalelerden kaçınılmasının önemli olduğunu ve uluslararası koruma standartlarına bağlı kalınmasının gerekli olduğuna değinmiştik. Hem Türkiye’deki koruma anlayışıyla hem de uluslararası standartlarla ilişkili olarak Selimiye’de olan bitenleri koruma etiği ve bilimsel yaklaşım üzerinden irdelemeler yaparak değerlendirmiştik. Bu açıdan bakıldığında Selimiye restorasyonu salt bir teknik uygulama değil, aynı zamanda koruma bilincinin ve toplumsal farkındalığın da görünür hale gelmesi açısından önemli bir olay” diyor.

Başgelen sözlerine şöyle devam ediyor: “Toplumsal katılımının dikkate alınarak şeffaflık ve belgeleme standartlarının güçlendirilmesinin ne denli önemli olduğunu gösterdi. Edirne Selimiye Camisi’nin restorasyon süreci tartışmaları, sadece kubbe için değil, Türkiye’deki tüm restorasyon projeleri için şeffaflık ve toplumsal katılımın gerekliliğini ortaya koyarken akademik ve mesleki denetimin önemini de bir kez daha ortaya koydu.”