Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Sergi, 11 Şubat–11 Nisan 2026 tarihleri arasında VEKAM’da izlenebiliyor; küratörlüğünü Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari, yardımcı küratörlüğünü ise Asma’ Al-Mozayen üstleniyor.
Bazı sergiler daha kapıdan girerken ne söyleyeceğini belli eder. Bazılarıysa ağır ağır açılır; ilk anda değil, birkaç adım sonra insanın içine yerleşir. Kuşbakışı Filistin böyle bir sergi. Sevgili dostum, Mimar ve Müze Eğitimcisi Özlem Dengiz Uğur’un davetiyle, ArtAnkara biter bitmez yeni VEKAM binasına uğradım. Sergiyi Arzu Beril Kırcı rehberliğinde, onun incelikli ve akıcı anlatımı eşliğinde izledik. Daha girişte, afişin sert dili, iri harfleri ve o kuş imgesi tek bir soruyu bıraktı aklımda: Yukarıdan bakmak gerçekten yalnızca görmek midir?
VEKAM’ın salonlarında ilerledikçe bunun yalnızca belgeye yaslanan tarihî bir sergi olmadığını anlıyorsunuz. Bu, bakışın nasıl siyasete dönüştüğünü anlatan bir sergi. Hava fotoğrafları, kartpostallar, albümler, mektuplar, haritalar, askerî belgeler, film parçaları ve çağdaş sanat yapıtları yan yana geldikçe, göz dediğimiz şeyin ne kadar güçlü bir iktidar aracına dönüşebildiği daha iyi görünüyor. Çünkü burada bakmak, çoğu zaman anlamaktan önce sınıflandırmak; yaklaşmaktan önce denetlemek; tanımaktan önce hükmetmek anlamına geliyor.
Serginin gücü de tam burada başlıyor. Filistin’i tek çizgili, kapanmış bir tarih anlatısı içinde sunmuyor. Osmanlı’nın son döneminden Britanya mandasına, oradan siyonist yerleşim siyasetine ve bugünün ileri gözetleme rejimlerine uzanan geniş bir alan açıyor; ama bunu kuru bir kronolojiyle yapmıyor. Parçalarla, kırılmalarla, üst üste binen katmanlarla ilerliyor. Bu yüzden sergi yalnızca “ne oldu?” sorusunu sormuyor; “kim baktı, nasıl baktı, neyi görünür kıldı, neyi örttü?” sorusunu da öne çıkarıyor. Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari’nin kurduğu düşünsel çerçeve ile Asma’ Al-Mozayen’in katkısı, bu katmanlı yapının dağılmadan ayakta kalmasını sağlıyor. Serginin ilk olarak Ramallah’taki A.M. Qattan Vakfı’nda açılmış, ardından ANAMED’de İstanbul’a taşınmış olması da bu anlatının farklı coğrafyalarda yeni yankılar üretmesine imkân veriyor.
Bugün bu soruların ağırlığı daha da artmış durumda. Çünkü artık gökyüzü yalnızca kuşların, bulutların, şiirin alanı değil; insansız hava araçlarının, uydu kayıtlarının, hedef işaretlemelerinin ve uzaktan yürütülen yıkım teknolojilerinin de alanı. Kuşbakışı Filistin tam da bu yüzden geçmişi anlatırken bugünü dışarıda bırakmıyor. Ankara’daki bu hâli, Osmanlı dönemine daha yakından bakarak anlatısını genişletiyor; ama Filistin’in bugünkü yarasını da serginin dışına itmiyor. Burada tarih kapanmış bir defter gibi durmuyor; hâlâ süren bir kırılma olarak önümüzde açılıyor.