Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Tiyatro, Ankara’da çoğu zaman yalnızca bir eğlence biçimi değildir; kent belleğinin, dayanışmanın ve yeniden başlama iradesinin dili olur. Bu yüzden Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği (ANTİYAP)’ın öncülüğünde ve Çankaya Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen festivalin ikinci yılı, bende bir “takvim haberi” duygusundan çok daha fazlasını uyandırıyor: Şehrin kendi hikâyesini, kendi sahnesinde yeniden kurma çabası.ANTİYAPFEST-2, 5–15 Şubat 2026 tarihleri arasında Ankara’da izleyiciyle buluşuyor. Festivalin en kıymetli yanı, bence tam da burada: Bu buluşma, dışarıdan hazır bir paket gibi gelmiyor; Ankara’da üretilmiş oyunlar ve atölyeler üzerinden kentin tiyatro üretimini görünür kılıyor. Yani mesele, “kaç oyun sahnelenecek?” sorusunu aşarak “bu şehir neyi, nasıl anlatıyor?” sorusuna doğru genişliyor.
Tiyatro festivallerini bazen yalnız program sayısı üzerinden okuyoruz; oysa tiyatronun asıl gücü, sayılara sığmayan bir şeydir: Bir aradalık. ANTİYAPFEST’in bende bıraktığı iz, tam olarak bu. Bağımsız sahnelerin aynı başlık altında buluşması, yalnızca bir “organizasyon” değil; Ankara’nın tiyatro haritasında bir dayanışma çizgisidir.
Bu çizgi, üç açıdan önemli bir sanatsal katkı üretiyor:
Ankara’nın özel tiyatroları, çoğu zaman geniş görünürlük ağlarının dışında kalabiliyor. Bu festival, kentin kendi üretimini ana akım bir şenlik duygusuyla öne çıkarıyor. “Yerel” sözcüğünü daraltan değil, genişleten bir tutum bu: Yerel olanın, şehir ölçeğinde bir estetik çeşitliliğe dönüşmesi.
Pantomim, modern dans, doğaçlama… Tiyatro yalnız metinle değil; bedenle, ritimle, jestle de konuşur. Festival programında bu türlerin yan yana gelişi, seyircinin tek bir oyun izleyicisi olmaktan çıkıp sahne sanatlarına daha bütünlüklü bir gözle yaklaşmasına imkân veriyor.