Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 54. İstanbul Müzik Festivali bu akşam başlıyor. Festivalin açılışı Özbek piyanist Behzod Abduraimov ile Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın konseriyle Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) saat 20.00’de yapılacak. Bu yıl “Ânın İçinde” teması etrafında şekillenecek festival 25 Haziran’a kadar sürecek. 

İstanbul’un prestijli salonlarında verilecek 23 konserde dünyanın dört bir yanından orkestralar ve önemli solistleri ağırlayacak 54. İstanbul Müzik Festivali’nde Viyana Senfoni Orkestrası, Kammerakademie Potsdam, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Tekfen Filarmoni Orkestrası, CCN/Aterballetto gibi önemli toplulukların yanı sıra Bruce Liu, Kian Soltani, Lucas ve Arthur Jussen, Behzod Abduraimov, Ian Bostridge, Iestyn Davies, Sara Correia gibi solistlerin aralarında olduğu 80’in üzerinde sanatçı ve topluluk izleyiciyle buluşacak.

Festival başlarken biz de İstanbul Müzik Festivali Direktörü Efruz Çakırkaya’yla konuştuk.

* "Ânın İçinde" teması klasik müzik için çok doğal bir durum. Ancak günümüz açık alan konserlerinde telefonla video çekme alışkanlığının tartışıldığını görüyoruz. Bu açıdan bakınca temanız aslında klasik müziğin sınırlarını aşan genel bir dinleme kültürüne de gönderme yapıyor diyebilir miyiz? Bu temanın festival programına yansıması nasıl oldu?

Kesinlikle. Aslında tema yalnızca klasik müzikle ilgili değil, günümüzün dikkat dağınıklığına ve sürekli kayıt alma ihtiyacına da bir gönderme yapıyor. Bazen yaşadığımız anı deneyimlemek yerine belgelemeye çalışıyoruz. Oysa canlı müziğin en büyüleyici tarafı, yalnızca o anda var olması. Bu düşünceyi programımıza da yansıttık. Doğaçlamanın merkezde olduğu konserlerden “Nefesin İzinde” ve “Ânın Güzellikleri” gibi tema projelerine, çocuklarla gerçekleştireceğimiz doğa yürüyüşlerinden genç müzisyenlere yönelik farkındalık atölyelerine kadar pek çok etkinlik, izleyiciyi biraz yavaşlamaya ve bulunduğu anla bağ kurmaya davet ediyor.