"Sıra dışıyım...’ İngiltere’de onu ziyaret ettiğimizde arabanın içinde böyle söylemişti Acun Ilıcalı. Zaman onu haklı çıkardı; karşımızda gerçekten de İngiliz usullerine meydan okuyan, tabuları yıkan sıra dışı bir adam ve onun yazdığı benzersiz bir hikaye var.
Bilirsiniz, İngiltere’de gelenekler kutsaldır. Wembley’deki bir final maçında protokol tribününde takım elbise giymek, kravat takmak yazılı olmayan bir kuraldır. Bizim sıra dışı adam gitti, o usule itiraz etti, kendi tarzını savundu ve maçı gömlekle, kravatsız izledi.
Sportif olarak bakıldığında bu başarı tam bir mucize. Karşınızda bütçeleriyle devleşen Middlesbrough’lar, Millwall’lar var. Üstelik Hull City’nin üzerinde ciddi bir transfer yasağı kamburu bulunuyordu. Sadece bonservisi elinde olan oyuncuları kadroya katabildikleri o dar hareket alanında, imkan sıkıntılarına ve devasa rakiplere rağmen bu takım Premier Lig’e yükselmeyi başardı.
Kolay olmadı elbet. Dört yıllık süreçte harcanan paralar, yanlış hoca tercihleri, kötü transferler ve geçen yıl ligde zor bela kalmanın getirdiği o taraftar kırgınlığı...
Kümede kalan teknik direktörü değiştirip sezona transfer yasağının gölgesinde kötü bir başlangıç yaptıktan sonra, playoff’a kendini güç bela atan bir takımdı Hull City. Ama inanç, bütçelerden büyüktür.
En az şans verilen takım, dünyanın en pahalı maçından zaferle çıktı.