Uyuşturucu sorununun küresel ölçekte tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Dinç, önleme çalışmalarının toplumların geleceğine yapılan en değerli yatırım olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2025 yılında yayımladığı Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde 316 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu sayı 15-64 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor. Son on yılda uyuşturucu kullanımı yüzde 28 artış gösterirken, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1’i tedavi hizmetlerine erişebiliyor.

Ülkemizde 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranı yüzde 0,9 düzeyinde seyrediyorken, bu oran Batı Avrupa’da yüzde 7-9 bandına ulaşıyor. Bu tablo, uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmalarının ve toplumsal farkındalığın önemli bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı ölümler 2024 yılında bir önceki yıla göre %42 artarak 427’ye yükseldi. (Emniyet Genel Müdürlüğü-Türkiye Uyuşturucu Raporu) Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımı ön plana çıkıyor.  Veriler, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktada olduğunu gösterirken, önleyici çalışmaların kesintisiz sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor. 

Bağımlılıkların her geçen gün daha agresif yöntemlerle özellikle gençleri hedef aldığına dikkat çeken Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç şunları söyledi:

“Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini; aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor. Uyuşturucu ile mücadele yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu. Bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düşüyor. Uyuşturucu haberlerinde merak uyandıran, özendirici ya da kullanım yöntemlerini tarif eden bir dilden özellikle kaçınılmalı; bağımlılık bir suç ya da zayıflık olarak değil, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır.”

Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme olduğunu vurgulayan Dinç şöyle devam etti: