PİYASALARDA ABD ile İran arasındaki gelişmeler yakından takip edilmekle birlikte barış konusundaki umutlu bekleyiş sürüyor. Borsalarda ise dalgalı seyirle birlikte çıkış eğilimi korunuyor. Satış denemeleri alım fırsatı olarak kullanıldı.

Biraz daha geniş perspektifte bakıldığında yılbaşından bu yana geçen dört aylık süreçte savaşa rağmen en kazançlı yatırım aracının borsa olduğu görülecektir. Enflasyonun üzerinde reel getiri söz konusu. BIST100 Endeksi’ndeki prim yüzde 28, onu yüzde 12 ile gram altın izliyor. Döviz kurlarının primi ise yüze 5 civarında. Borsadaki primlerin önemli bir kısmı savaş öncesi ocak rallisi diye hatırlanan iki aylık bölüme ait. Ama savaşa rağmen kazançların korunması da önemli. Bu yaşanmışlık eğer fiyatlanan ciddi bir ekonomik kriz değilse, savaş dahi olsa siyaset ve ekonomi dışı gelişmeleri borsaların alım fırsatı olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Buna 19 Mart süreci de dahil. Sabır gerekiyor. Borsa İstanbul ve ABD borsalarında çıkış trendleri devam ediyor. Savaşın kayıpları karşılandı, üzerine prim de konuldu. Şimdi artık çıkış devam edecek mi sorusu önem kazanmış durumda.

Piyasaları taşıyacak yeni bir gündem ve beklenti ihtiyacı var. Merkez bankalarından faiz indirimleri en azından bir süre gelmeyecek. Enflasyon yükseliyor, ABD hariç ekonomilerde yavaşlama emareleri gözleniyor. Buna rağmen ABD ile İran arasındaki ateşkes barışa evrilirse, borsalarda artan risk iştahıyla çıkış devam edebilir. Perşembe günü borsalarda görülen yükseliş, İran ve ABD kaynaklı anlaşma umutları aşılayan karşılıklı açıklamalarla ilgili. İran, Cuma günü ABD’ye yeni bir teklif sundu, cevap bekleniyor.

İç gündem ile ilgili bir dip not vermek gerekirse, yatırımcılar 6 Mayıs’taki CHP kurultay davasıyla ilgili kararı da görmek isteyebilir. Diğer yandan 03/2026 dönem bilançoları izleniyor.

Konsolide olmayan bilançolar 30 Nisan günü tamamlandı. Konsolideler için ise son tarih 11 Mayıs. Bilanço sonuçları beklenen gibi desek yanılmış olmayız. Parlak bir bilanço süreci beklenmiyordu. Yüksek faiz ve parasal sıkılaşma sonucu reel ekonomi rölantide seyrediyor. Enflasyon ile mücadele kapsamında faizi yükselterek kur ve talebin baskılanması amaçlandı. Ama bu meyanda mikro bazda özellikle sanayi şirket bilançoları bu durumdan olumsuz etkilendi. Etkileri zayıf da olsa enflasyon muhasebesine de bu noktada atıfta bulunmak gerekecek. Yüksek faize rağmen banka bilançoları iyi geliyor. İyi bilançolara rağmen banka hisselerinin zayıf performansı ise son TCMB toplantısında sıkı para politikasının devamı ve faizin bir süre daha yüksek kalacağı öngörüleriyle izah edilebilir. Fakat bankaların;  borsanın lokomotiflerinden, yabancıların tercih listesinde ilk sıralarda ve borsada bankasız yükseliş olmayacağı gibi tecrübeleri de dikkate almak gerekir. Bankalardaki kâr artışları genel olarak enflasyonun üzerinde görülürken sanayi şirketleri arasında çokça zarar eden bilançolar var. Hisse tavsiye listesi oluşturmak yine zor olacak. Hisse seçimleri borsada her daim önemli olmuştur. Borsada düşüş yaşandığı süreçte dahi ciddi prim yapan hisseler var. Savaş koşulları ve enerji fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle Aselsan, Tüpraş, Aygaz ile bazı enerji, gıda ve perakende sektörüne ait birçok hisse sayılabilir. Mevcut konjonktürde yine hisse seçimlerinde savaş ve enerji maliyetlerindeki yükselişe bağlı tercihler olacaktır. Ancak barış ortamı ve petrol fiyatlarının düşmesi durumunda artacak risk iştahının etkisiyle havayolları başta olmak üzere genele yayılan hisse seçimleri öne çıkabilir. Borsada temkinli bir iyimserlik korunuyor.

ABD-İran savaşının başlamasıyla giden yabancılar geri dönüyor. Ateşkesin ilan edilmesiyle son 3 haftadır hem hisse senedi hem de tahvil bono tarafında alımdalar. 24 Nisan ile biten haftada; Yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 328 milyon dolar, tahvil ve bonoda 193 milyon dolar olmak üzere toplamda 521 milyon dolarlık alım yaptılar. Son üç haftalık hisse ve tahvil alımlarının toplamı ise 2.5 milyar dolara yaklaştı. 24 Nisan haftasında TCMB brüt rezervlerinde 3.4 milyar dolar, swap hariç net rezervlerde ise 3.3 milyar dolar geri çekilme söz konusu. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında ise 3.3 milyar dolarlık azalma görüldü. Savaş gibi önemli bir olaya rağmen dövize ilgi olmadı. TCMB’nin örtülü faiz artırımı ve rezerv satışları kur atağını önledi. Döviz kurlarının baskılanmasının dış ticaret dengelerine ve özellikle ihracatçıya olumsuz yansımaları yanında enflasyon ile mücadele kapsamında önemli bir işlevi var. Ayrıca yüksek faizle birleştiğinde “carry trade” için oldukça elverişli bir zemin hazırlıyor. Son dönemde devam eden tahvil ve bono alımlarını biraz da bu çerçevede ele almak gerekir. Her ilacın yararının yanında  yan tesiri de olur.