(ANKARA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, elektrik ve doğal gaza yapılan zamlara ilişkin olarak, "Her ay gelen faturalarda devlet şu kadarını karşılıyor diye vatandaşı avuturken dağıtım bedeliyle özelleştirme gideri halka mı yükleniyor? Ocak 2022'den sonra dağıtım bedelinde ulaşan bu radikal yükselişin sebebi nedir? Burada yeni bir rant mı oluşturuyorsunuz? Avrupa'da doğal gaz fiyatları nispeten yatay seyrederken Türkiye'de neden düzenli zamlarla yukarıya doğru tırmanıyor? Müjdesini verdiğiniz Karadeniz ve Akdeniz gazı ne oldu" dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de ağır bir ekonomik krizin yaşandığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra'da küresel sermayeye sunumlar yapıyor ve pembe projeksiyonlarla Türkiye'nin bölgesel riskleri ve göğüs geren dezenflasyon politikalarının başarılı olduğu istikrarlı bir güç olduğunu anlatıyor. Amaç, yüksek faizli sıcak para bularak yaşanan krizi mümkün olduğunca hafifletmek. Oysa sıcak parayla kriz hafifletilmiyor. Aksine ağırlaştırılıyor. Şimşek'in anlatımına bakarsanız kira enflasyonu dizginlenmiş. Eşelmobil sistemle akaryakıt kontrol altına alınmış ve makroekonomik dengeler kurulmuş."
Vatandaşlarımız bambaşka bir gerçekliği yaşıyorlar. Sahadaki veriler Mehmet Şimşek'in anlattığı Türkiye'nin tamamen dışında. Sıcak para çıkışları tetiklendi. Merkez Bankası rezervleri erime değil, buharlaşma safhasına geldi ve kur endişesinin hem yerel hem yabancı yatırımcıyı döviz savunma pozisyonuna ittiğini görüyoruz. Bunların hepsi ekonomik darboğazın göstergeleri. Londra'da Mehmet Şimşek 'güçlenen rezerv' güzellemesi yapıyor ama Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın mevcut rezervleri tarihin en hızlı ve en sert düşüşünü yaşıyor. Mehmet Bey bilmiyor musunuz siz, Londra'da konuştuğunuz kişilerin küresel ekonomiyle ilgili her türlü veriye sahip olduğunu ve Türkiye'de rezervlerin durumunun ne olduğunu bilmediğini mi düşünüyorsunuz? En azından adamlara doğruyu söyleyin ki konuşmanız daha dikkatli izlensin.
Ocak ayında 215,5 milyar dolarla zirve yapan brüt rezervler son iki ayda adeta eriyerek 153,3 milyar dolara yerilemiş. Yani 60 milyar dolardan fazla kayıp yaşanmış. Üstelik bunun bir bölümünde savaşın etkisi yok. Sistemin asıl can damarı olan swap hariç net rezervler ise aynı dönemde 85,7 milyardan 20,3 milyar dolara resmen gerilemiş değil, çakılmış. Sonuç ne? Üç yıl boyunca yüksek faiz vaadiyle Türk milletinin sırtına yüklenen bu emanet paralar sadece sekiz haftada sistemden çıkarak Londralı tefecilerin kasalarına gitmiş. Sonra siz gidiyorsunuz Londra'da yine para arıyorsunuz. Ucuz faiz garantili kur dönemini kapatırken kur şokunu önceden sezen sıcak para sahipleri de her zaman olduğu gibi paralarını almış kaçmışlar. Yani son dört haftada 21,5 milyar dolar sessiz sedasız buhar olmuş gitmiş. Reel sektörün 197,6 milyar dolarlık dev döviz açığı ve bir yıl içinde ödenmesi gereken 239 milyar dolarlık kısa vadeli dış borç şirketleri dövize saldırmaya zorunlu hale getiriyor, bırakıyor. Kur korumalı mevduattan çıkan ve TL'den umudunu kesen yatırımcılar da dövize yönelmişler ve bir haftada 2,2 milyar dolar artmış. Yani para sistemi, finansal sistem çatırdıyor. ve bu tablo zincirleme iflas risklerinin de habercisi olmak durumunda."
Özdağ, akaryakıt zamlarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: