II. Enternasyonal'in 1889'da aldığı kararla tüm dünya çapında işçilerin birlik, mücadele ve dayanışmasının vurgulandığı gün olarak 1 Mayıs'ın kutlanması kabul edilirken Türkiye topraklarında ilk 1 Mayıs'lar Osmanlı döneminde kutlanmaya başlanmıştı.
20. yüzyılın başlarında Selanik, Üsküp, İstanbul gibi işçi sınıfının örgütlü olduğu kentlerde 1 Mayıs kutlamaları düzenlenirken I. Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve ülkenin işgal atında kalmasıyla yasaklara rağmen 1919, 1920, 1921 ve 1922'deki 1 Mayıs kutlamaları işgal altındaki İstanbul’da bağımsızlık mitingleri halinde örgütlenmişti.
1 Mayıs kutlamalarına daha sonra gelen yasaklar 1960 anayasasında da kalkmadı. Bunu takip eden yıllardaysa emek hareketinin kitleselleşmesine karşın uzun süre boyunca 1 Mayıs kutlamaları gündeme alınmadı.
1976'daysa ülke içerisinde uzun süre sonra ilk defa kitlesel bir 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirildi. 1976 yılında DİSK'in çağrısıyla örgütlenen 1 Mayıs kutlamalarının adresi Taksim'di. 1976 1 Mayıs'ı sırasında Taksim'e 400 bin kişinin çıktığı tahmin edilirken bugün itibariyle 1 Mayıs, tekrar işçi sınıfı mücadelesinde önemli bir gündem maddesi oldu.
1 Mayıs 1977 günüyse 'Kanlı 1 Mayıs' olarak tarihe kazınacaktı. Taksim'de önceki yıla göre çok daha fazla emekçi toplanırken yüz binlerce işçinin üzerine ateş açıldı. Ülkedeki NATO destekli paramiliter kuvvetlerin tetikçiliğini yaptığı 1 Mayıs katliamında 36 işçi katledilmiş, 126 işçi yaralanmıştı.
Ancak 1977'deki katliam, ertesi yıl 1 Mayıs'ın kitlesel ve örgütlü şekilde kutlanmasını engelleyememişti. 1978'in 1 Mayıs günü, yine kalabalık bir şekilde Taksim Meydanı’na çıktı ve 1977 katliamına ışık tutulmasını talep etti.