“Mart ayı itibariyle açıklanan resmi rakamlara göre yabancı yatırım miktarı son bir yılda 10,1 milyar dolar olmuş. Bir yandan yabancı yatırım sermayesi gelmiyor, diğer taraftan yerli yatırım sermayesi de yurt dışına gitmeye başlıyor. Artık Türkiye’deki yerli yatırım sermayedarları da Türkiye’deki mevcut hukuki ve ekonomik sistemi muhtemelen güvenilir bulmadıkları için yurt dışında yatırım yapmayı tercih ediyorlar. İlk tercihler arasında da Doğu Avrupa, Kuzey Afrika ülkeleri; Mısır, Tunus, Cezayir, Polonya, Macaristan, Romanya gibi ülkeler öne çıkıyor.
Türkiye’den giden yerli yatırım sermayesi 7,8 milyar dolar. Dolayısıyla Türkiye’ye gelen net yatırım sermayesi sadece 2,3 milyar dolar olmuş. Peki gelen bu 10 milyar dolarlık yatırım sermayesi nereye, ne yatırım yapmış? Ortada somut bir yatırım yok. Bu şirketlerin çoğu Türkiye’de mevcut, faal, pazarda etkin konumda olan, ihracatı güçlü yerli şirketleri satın alıyorlar. Son dönemde Türkiye’nin önde gelen pek çok markası bu şekilde yabancı yatırımcılar tarafından satın alındı.”
“Türkiye’ye son 1 yıl içerisinde geleceği vadedilen en büyük yatırım Çinli elektrikli otomotiv üreticisi BYD’nin yapacağı yatırımdı. Manisa’da 1 milyar dolarlık yatırımla yılda 150 bin araç kapasiteli ve 5 bin kişiye istihdam sağlayacak bir fabrika kuracaklardı. BYD yönetimi bir açıklama yaptı ve Türkiye’deki yatırımlarını ertelediklerini hatta bir anlamda vazgeçtiklerini duyurdu. Ve Macaristan’ı öncelikli yatırım alanı olarak tercih ettiklerini, daha sonra da Avrupa’da ikinci bir fabrika kurmayı planladıklarını duyurdular. 1 milyar dolarlık bir yatırım ve Türkiye bu yatırımı yapması için BYD’ye yüzde 40 gümrük vergisi indirimi sağlamıştı. Yani fabrika faaliyete geçinceye kadar BYD Türkiye’ye yüzde 40 indirimli gümrük tarifesi üzerinden elektrikli otomobil ithal edecekti ve bu sayede bir senede 45 bin, şu ana kadar 60 binin üzerinde BYD marka elektrikli otomobil Türkiye piyasasına girdi. BYD’ye sağlanan sadece gümrük merkezi avantajı son bir yılda 1 milyar doları aştı. Dolayısıyla şimdi BYD 1 milyar dolarlık yatırımı yapsa ne yapacak? Zaten bir, bir buçuk yıldır sağlanan teşvikler ve gümrük avantajlarıyla 60 binden fazla otomobil satmış. Şimdi de ‘1 milyar dolarlık yatırımdan vazgeçtim’ diyor.
Şimdi ekonomi kulislerinde en çok tartışılan konu: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı BYD’ye bu teşvikleri verdi, taahhüt imzaladılar. Şimdi bir yaptırım uygulayacak mı? Kimi iddialara göre BYD yatırım sözü verirken vazgeçerse 1 milyar dolar tazminat ödemeyi taahhüt etmişti. Şimdi Türkiye BYD’den bu tutarda bir tazminat talep edebilir ama bu da uluslararası tahkim, yargı süreçleri vs. derken Türkiye’nin bu parayı tahsil etmesi en az 8-10 yıla yayılabilir.”
“2026 St. Petersburg Ekonomi Forumu’nda öne çıkan başlıklardan biri Rusya’nın bu konuda atmayı planladığı adımlar oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘Yeni Malzemeler ve Kimya’ başlıklı ulusal planı Rusya’nın önümüzdeki 15-20 yılını öngörmesini sağlayacak bir yüksek teknoloji, yapay zekâ ve nadir elementler planını ortaya koydu. Dolayısıyla Rusya da nadir elementler konusunda oldukça zengin rezervlere sahip bir ülke. Ancak bu rezervlere sahip olmak değil, bunların işlenmesi, yüksek teknolojilerde, dijitalleşmede, yapay zekada kullanılabilir hale gelmesi önemli. Burada da Çin liderliği üstlenmiş durumda. Öyle ki bu konudaki nadir elementleri rafine ederek kullanıma hazır hale getirme teknolojilerinin yüzde 90’ı Çin’in kontrolünde. Yapay zekâ çipleri için kullanılan teknolojilerin yüzde 80’inden fazlasını Çinli şirketler üretiyor.
Çin ve Rusya bu konuda öncülüğü ele geçiriyorlar gibi görünüyorlar. Özellikle St. Petersburg Forumu’nda Rusya’nın önümüzdeki dönem için Devlet Başkanı Putin’in onayı ile ilan ettiği ‘Yeni Malzemeler ve Kimya’ ulusal planı Rusya’yı yapay zekâ stratejisinde öne geçirmeyi, yarı iletken çip teknolojileri alanında çok ciddi yatırımlar yapılmasını, teknolojik atılımlara girişilmesini ve Rusya’nın yeni önceliğinin nadir elementler, bu elementlerin rafinasyonu ve teknoloji altyapısının geliştirilmesi olmasını gerektiriyor. Zaten önümüzdeki dönemde Çin ve Rusya’nın ciddi bir iş birliği söz konusu olacak.”