Ateşkesle ambargo, savaşla barış arasında yılan hikayesine dönen İran savaşında aradığı “hızlı zaferi” bir türlü elde edemeyen Amerika, yaşadığı derin stratejik hüsranın faturasını Küba’dan çıkarmaya hazırlanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi son dönemde; Küba’ya yönelik finansal ablukadan enerji baskısına, istihbarat operasyonlarından diplomatik izolasyon ve askerî adımlara kadar çok katmanlı “maksimum baskı” stratejisi uyguluyor.
Soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle girdiği İran’daki savaş bataklığından bir türlü çıkamayan Trump, şimdi dikkatleri başka bir yöne çekerek Amerikan kamuoyuna ve şahin seçmen bloğuna “kolay bir zafer” hediye etme peşinde.
İşte bu yüzden, Amerika’nın yanı başında, yıllardır ambargolarla nefessiz bırakılmış 11 milyon nüfuslu Küba, Washington’ın yeni güç fantezisinin laboratuvarı hâline getirildi.
Kıta genelindeki yayılmacı politikalarına hız veren Trump, Havana yönetiminin uluslararası finans sistemine erişimini daraltırken Küba’ya yönelik ekonomik ambargonun daha sert uygulanacağını ilan etti. Washington özellikle Küba ordusu tarafından yönetilen dev iş holdingi GAESA’yı hedefe koydu.
ABD’ye göre bu devlet holdingi sayesinde Küba’nın turizminden bankacılığına, lojistikten finansal hizmetlere kadar birçok stratejik sektörü doğrudan askeri yapılar tarafından kontrol ediliyor.