İran'da ulusal paranın çöküşüyle başlayan protestolar iki haftayı geride bırakırken, ölü sayısı 538'e ulaştı.
A Haber ekranlarında görüşlerini paylaşan uzmanlar, Tahran merkezli gösterilerin arka planını analiz ederek, sahadaki gelişmelerin nedenlerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Taliban, DAEŞ ve El Kaide gibi örgütlerin geçmişte ABD tarafından sahaya sürüldüğünü hatırlatarak, PKK'nın da desteklenen yapılar arasında yer aldığını, SDG'nin ise yine Washington tarafından yapılandırıldığını ifade etti. ABD'nin, kurduğu yapıları belli bir süre kullandıktan sonra tasfiye etmeyi alışkanlık haline getirdiğini vurguladı.
İran özelinde ise ABD'nin neyi hedeflediğinin netleşmesi gerektiğini belirten Olçar, "Rejimi mi değiştirmek istiyorlar, Hamaney'i mi devre dışı bırakmak istiyorlar, yoksa İran'ı bölmeyi mi amaçlıyorlar?" sorularını gündeme getirdi. 89 milyonluk bir ülkenin bölünmesinin yönetilebilir bir tablo ortaya koymayacağını dile getiren Olçar, bu sürecin arkasında ABD mi yoksa İsrail mi var sorusunun da yanıtlanması gerektiğini söyledi.
Petrol eksenli bir okumanın İran için yeterli olmayacağını vurgulayan Olçar, asıl meselenin İsrail'in bölgesel güvenliği olduğunu kaydetti. Bu kapsamda İran'ın pasifize edilmesinin hedeflendiğini ifade eden Olçar, nükleer kapasiteye ulaşmasının engellenmesi, konvansiyonel silahlarının ve özellikle balistik ile hipersonik füzelerinin kontrol altına alınmasının istendiğini belirtti.
Tüm bu unsurların devre dışı bırakılması halinde İran'ın, köşeye sıkıştırılmış ve kontrol edilebilir bir devlete dönüştürülmesinin amaçlandığını sözlerine ekledi.