Sultan Abdülaziz Han Osmanlı hanedanının otuz dördüncü, Tanzimat’ın ikinci padişahıydı. Kardeşi Abdülmecit’in ardından 25 Haziran 1866 günü tahta geçti. On beş yıl, dört ay, beş gün saltanat sürdü. Dokuz sadrazam değiştirdi, on altı kabine kurdu.
Ordunun güçlendirilmesinden ülkenin imarına kadar birçok alanda önemli işler yaptı. Deniz ticareti ve vilayet kanunlarının çıkarılması, Şurayı Devlet teşkilatının (danıştay) kurulması, mahkemelerin ıslahı, “Mecelle”nin neşri, maarif nizamnamesinin ilanı, sivil tıbbiyenin açılması, ilk demiryolunun yapılması, denizyolları işletmesinin kurulması, ilk posta pullarının kullanılması gibi yenilikler onun zamanında oldu. Batıyı yakından görüp yerinde incelemek üzere yurt dışına seyahatlerine çıktı. Mısır’a, İngiltere’ye, Fransa’ya, Viyana’ya gitti.
Sade ve sevecen bir adamdı. Teşrifattan ve resmi merasimlerden sıkılır, fırsat buldukça şehri dolaşır, çarşı esnafıyla sohbet etmekten keyif alırdı. En büyük merakı ve eğlencesi pehlivan güreşleriydi.
Ne var ki sıkıntılı bir dönemde iktidara gelmişti. Devletin yorgun ve bitkin yıllarıydı. Bu sıkıntıların başında hazine borçları geliyordu. Bir de Tanzimat’ın zorladığı değişim talepleri. Bu taleplerin birçoğu ekonomiyi dışa bağımlı hale getirirken Osmanlı topraklarını Avrupa’nın açık pazarına dönüştürmüş, hazine iflasa sürüklenmişti. Halk, giderek artan vergi yükünü kaldırmakta zorlanıyor, bunlar yetmezmiş gibi Mısır, Girit ve Balkanlarda birbirinden üzücü olaylar yaşanıyordu. Mısır Valilerine Hidiv unvanı verilmesi ilk kez bu dönemde oldu. Hidiv İsmail Paşa, padişahın iznine gerek duymadan uluslararası anlaşmalar yapmaya, savaş gemileri satın almaya başladı. Balkanlarda önce Sırp isyanı çıktı ardından Girit Rumları ayaklandılar. Sonrasında Bosna-Hersek ayaklanması patladı onu Bulgar isyanı takip etti. Rus desteğini arkasına alan Bulgar çetelerinin Müslüman köylerde kıyım yaptığı söylentisi İstanbul’u ayağa kaldırdı. 10 Mayıs 1876 Çarşamba günüydü.
Çoğu Balkan coğrafyasından gelen medrese talebeleri sokağa döküldüler. Öfkelerini Sadrazam Mahmut Nedim Paşa ile Şeyhülislam Hüseyin Efendiye yönelterek her ikisi de azledilmedikçe derslere girmeyeceklerini söylediler. Esnafın ve halkın da katılımıyla artan kalabalık kısa zamanda ayaklanma görüntüsü aldı. Rus elçisi de olaya müdahil olmuş, İstanbul’da emniyet ve asayişin kalmadığını dünyaya göstermek için sefarethane binasını koruma altına aldırmıştı.
Ayaklanma hükümet değişikliğiyle son buldu. Sultan Abdülaziz medrese talebelerinin isteğine boyun eğerek hükümeti düşürdü. Sadrazam ile Şeyhülislamı azlettiğini duyurdu. Sadrazamlığa Mehmet Rüştü Paşayı, Şeyhülislamlığa Hayrullah Efendiyi getirdi. Ayrıca Bahriye Nazırlığını Ahmet Paşaya, Seraskerliği Hüseyin Avni Paşaya, Meclis-i Vükelayı Mithat Paşaya verdi.