Bundan on gün önce, "...bir rüya gördüm; İzmir'de, sarı saçlı Galatasaray santrforu, Sane'nin ortasında uzak direğe harika bir kafa golüyle takımını 1-0 öne geçirdi, gol sevincinde 'gururla' kaptanlık bandına baktı" deseydi biri aklıma ilk gelecek isim, Mauro İcardi olurdu. Ama o isim; Barış Alper Yılmaz'dı. Okan hoca sahaya ilginç (hatta beklenmedik) bir on bir sürmüştü. İlkay, Lemina ve önlerinde "forvet arkası" oynayan Asprilla tercihleri hayli dikkat çekiciydi. Kante ve Nwakaeme gibi isimlerin ön plana çıktığı haftalarda, gözler İlkay Gündoğan performansındaydı.

İlk yarıda şansın da yardımıyla Allan'ın kendi kalesine attığı golde Alman pasaportlu yıldız iyi performansını, skora etki ederek süslemeyi başarmıştı. İlk yarı sonunda soyunma odasına iki farklı üstünlükle giren sarı kırmızılılar beklenenden rahat bir maç çıkarıyordu. Ta ki, ikinci yarış başlangıcıyla beraber başlayan Göz Göz baskısı hemen Juan'ın skoruyla meyvesini vermişti.

Buruk, Sara ve Jakobs'u sahaya sürerek, adeta abondone olan takımına soluklanma şansı verdi. Ev sahibinin baskısı seyrelse de gole yakın olan taraf olma kimliğini korudu. 75. dakikada "tecrübeli kurt" Lemina, Sara'nın kornerinde bomboş kaldı ve cezayı kesti. Skor artık 1-3'tü ve Göztepe'nin direnci kırılmıştı. İlk yarıdaki oyunuyla galibiyete koşan Cimbom, ikinci devrede mağlubiyeti fazlasıyla hak edecek kadar kötüydü. Kafile İstanbul'a dönerken, Janderson'un maç 1-2 iken boş kaleye kaçırdığı pozisyonun gol olma ihtimalini düşünmüştür, en çok. Eminim ama ispatlayamam. Okan hocanın İcardi'yi 85'te oyuna alabiliyor olması bu maçı kazanması kadar önemliydi.

Galatasaray ikinci yarının ilk 15 dakikasında öyle bir Göztepe baskısı yedi ki maçı izleyenler, 'Eyvah! Kaybediyoruz' hissine kapıldı. Kaleci Uğurcan Çakır eğer kritik kurtarışlar yapmasaydı ve Galatasaray, 2-0 öne geçtiği maçı kaybetseydi camia içinde çok ciddi sorunlar yaşanır, Teknik Direktör Okan Buruk da oyuna geç müdahale ettiği için yerden yere kesin vurulurdu.

Hatta şampiyonluk şansı bile zora girer, psikolojik baskı oluşurdu. İlk yarı Leroy Sane'nin mükemmel ortasına, mükemmel kafa vuran Barış Alper Yılmaz'ın attığı erken gol, oyunun yönetimini tamamen Galatasaray'ın eline geçirmesini sağladı. İlkay'ın şans golü sonrası Roland Sallai eğer karşı karşıya kaldığı iki pozisyondan birini gol yapabilse maç erken bitecek, Göztepe de zaten tükenecekti.

Göztepeli Juan'ın golü sonrası, Devler Ligi'nde oynamış Galatasaraylı futbolcuların yaptığı panik, şaşırtıcı, ürkütücü ve korkutucuydu... Resmen Galatasaray, korku tünelinden geçti. 75. dakikada Gabriel Sara'nın ortasını kafayla gol yapan Mario Lemina, hem arkadaşlarını hem teknik heyeti hem de taraftarlarını rahatlattı, Göztepe'nin bütün motivasyonunu söndürdü. Galatasaray, bu galibiyetle sadece 3 puan kazanmadı, rakipleriyle arasındaki puan farkını 4'e çıkardığı gibi Trabzonspor maçında içine düştüğü baskıdan kurtuldu. Leroy Sane çok istekliydi, Davinson Sanchez-Wilfried Singo ikilisi çok riskli oynadılar ve hatalar yaptılar. Kaleci Uğurcan Çakır, Göztepe deplasmanında Galatasaray adına yaptığı birbiri ardına önemli kurtarışlarla gecenin en önemli oyuncusuydu.