Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı2-0 yenerek Süper Kupa'yıkazanmasıgenişyankıuyandırdı. Yıllardır sadece Ziraat Türkiye Kupasıkaldıran bir takım olarak rakibininçok gerisinde kalan Kanarya bu kezşanssızlığınıkırdı. Spor yazarlarıda mücadeleyi değerlendirdi.

İLKER YAZICIOĞLU: LİGDE DE 1 ADIM ÖNE GEÇTİ

Süper Kupa'da Fenerbahçe net bir skorla Galatasaray'ı mağlup etti ve kupayı müzesine götürdü. Kupayı kazanmak kadar ortaya konan oyun da çok değerliydi. Okan Buruk, Galatasaray'ın başına geçtikten sonra Fenerbahçe ile oynadığı derbilerde sadece 1 maçı kaybetmişti. Oyun olarak da skor olarak da istediklerini almıştı. Oyun olarak Galatasaray'ın gerisinde kalmak da Fenerbahçeli taraftarları en rahasız eden konuydu. Dün işler değişti ve Fenerbahçe derbiyi derbi gibi oynadı. Fenerbahçeli futbolcular her ikili mücadeleye sanki final mücadelesiymiş gibi girdiler, her topa son topmuş gibi müdahale ettiler ve Galatasaray'ın bütün planlarını bozdular. Bu tip maçlar taktik, teknik bir tarafa kalple oynanan ve kalple kazanılan maçlardır. Fenerbahçeli oyuncular da dün sahaya kalplerini koyup karşılığını aldı.

Ayağının tozuyla ilk maçına çıkan Guendouzi ne kadar doğru bir transfer olduğunu gösterdi. Attığı golün dışında ortaya koyduğu oyun da son derece başarılıydı. Fenerbahçe'de kötü mücadele eden oyuncu yoktu. Bu da galibiyeti getirdi. Galatasaray'da ise iyi oynadı diyebileceğimiz oyuncu hiç yoktu. Böyle olunca da kupayı Fenerbahçe'nin kazanması son derece normaldi. Şimdi bu maçın lige yansıması konuşulacaktır. Fenerbahçe adına doping etkisi yapacağı kesin. Galatasaray için ise kupayı kaybetmek üzücü belki ama oyun anlamında bu kadar mahkum oynamak daha da üzücü. Fenerbahçe'nin bu galibiyetle şampiyonluk yarışında bir adım öne geçtiğini söyleyebilirim.

Süper Kupa finali kim daha hazır, kim daha konsantre, kim maçı gerçekten istedi gösterdi. Galatasaray–Fenerbahçe karşılaşması da bu açıdan çok şey söyledi. Ve ne yazık ki Galatasaray adına söylenenler pek iç açıcı değildi. Maçın ilk 10 dakikasında Galatasaray doğru sinyaller verdi. Özellikle Barış Alper Yılmaz'ın enerjisi ve Fenerbahçe kalesine yaptığı etkili koşular Sarı-Kırmızılılar'a umut verdi. Ancak bu bölümdeki baskının neredeyse tamamı Barış Alper üzerinden geldi. Hücum hattının diğer parçaları Yunus Akgün ve Sane ise oyunun içinde yoktu. Ön alanda çeşitlilik olmayınca Fenerbahçe savunması kısa sürede önlemini aldı.

Maçın 15. dakikasından sonra ise oyunun kontrolü net şekilde Fenerbahçe'ye geçti. Torreira ve Lemina, eski enerjilerini sahaya yansıtamadı. Pres gücü düştü, ikili mücadeleler kaybedildi ve doğal olarak orta saha üstünlüğü rakibe bırakıldı. Bu maçta o cesareti görmek zordu. Genel tabloya bakıldığında Fenerbahçe, Galatasaray'a göre çok daha hazır ve konsantreydi. Sarı-Kırmızılılar, son dönemdeki rekabet üstünlüğüne güvenerek sahaya fazla rahat çıktı. İşte bu rahatlık, Süper Kupa'nın kaybedilmesindeki en büyük etken oldu. Final maçları rehaveti affetmez.