Libya’da özellikle 2011 sonrası sık meydana gelen siyasi suikastların ardından kısa süre geçmeden silahlı gruplardan birinin saldırıyı üslendiği görülürken, Seyfülislam suikastını henüz hiçbir taraf üstlenmedi.
Libya’nın doğu ve batı olarak bölünmüş yapısının da doğal bir sonucu olarak; sosyal medyada tarafların destekçileri suikastta birbirini suçladı.
Ülkede dile getirilen diğer bir senaryo da Seyfülislam'ın, ABD'nin de anıldığı yabancı güçler tarafından öldürüldüğü iddiası.
Eski Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Seyfülislam'a düzenlenen saldırıya ilişkin bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Seyfülislam'ın Zintan'da bulunduğu süre zarfında kentin askeri güçlerinden Ebubekir Sıddık Tugayı tarafından korunduğunu ancak suikasta uğradığında bu Tugay'dan hiç kimsenin onu korumuyor olmasının birçok soru işaretini beraberinde getirdiğini kaydetti.
Ebubekir Sıddık Tugayı'nın ihmalkar davrandığı varsayılsa bile soru işaretlerinin ortadan kalkmadığını dile getiren Mişri, 4 silahlı kişinin Seyfülislam'ın evine girdiğinde yalnız bir aşçının dışında, kimsenin bulunmamasını "hayalin ötesinde garabet" ifadesiyle niteledi.
Seyfülislam'ın ortadan kaldırılmasının Libya siyasi sahnesindeki herkesin işine geldiğini savunan Mişri, "Acı gerçek şu ki, (Libya'da) siyasi sahnede bulunanların neredeyse tamamı, siyasi arenada bulunan herhangi bir kilit oyuncunun yokluğundan bir şekilde fayda sağlıyor. Olayın sorumluluğunun kimde olduğu sorusunu yargıya bırakmalıyız." değerlendirmesini yaptı.