24 yıl Dünya Kupası bekleyen milyonlarca futbolsever, bundan çok daha fazlasını hak ediyordu. Paraguay karşısında büyük hayal kırıklığı yaşayarak elendik; Haiti ile birlikte turnuvaya en erken veda eden takım olduk.

Peki neden böyle oldu? Büyük umutlarla gittiğimiz ve iz bırakacağımıza inandığımız turnuvada neden böylesine bir veda yaşadık?

İlk sebep, Avustralya maçıyla başlayan yanlış kurgu, yanlış oyun ve yanlış tercihler. Montella'nın analizleri yanlış başladı ve yanlış devam etti. Oyuncularımızın birçoğu mental açıdan çok düşüktü ve turnuvayı kaldıramadı. Böylesine büyük bir turnuvada 5 dakika sevinemedik. Futbolun şanssız tarafı da vardı elbette ama bu oyunda şansımızı çevirmek için doğru plana ihtiyacımız vardı. Bu seviyede asla şanssızlıktan yakınamazsınız.

Çok üzüldük, çok ümitlenmiştik. Beklenti yüksek olunca, hayal kırıklığı da yüksek oluyor. Montella'nın ilk maçta Kerem ısrarı, uzun boylu stoperlere karşı hatalı atak tercihlerimiz, değişikliklerin süreleri ile başlayan hatalar zinciri, bu maçta da devam etti. İtalyan teknik adam, Paraguay karşısında da ilk 11 ve ikinci yarı performansıyla maalesef sınıfta kaldı. Can Uzun ve Orkun'un çok daha fazla süre alması gerekirdi. Kerem, tüm turnuva boyunca varlık gösteremedi. Yunus, verilen şansı iyi kullanamadı. Hakan Çalhanoğlu ve Arda Güler, kendi kalitelerinden çok uzaktu. Sahada ayakta kalan oyuncularımızdan biri Mert Müldür oldu. Elinden geleni yaptı, yüreğini ortaya koydu.

Paraguay'ın sert oynayacağını da biliyorduk.  Buna karşılık vermeye geç başladık. Brezilya ve Arjantin'i mağlup edebilen rakibimize karşı hazırlığımız da yeterli değildi. Fiziksel olarak cevap vermek, doğru plan ile birleşirse anlam kazanır. Galibiyet için gereken unsurların hiçbiri bizden yana olmadı.

Çok kırılgandık, duygularımızı yönetemedik. İyi oynamayı maalesef beceremedik. Böylesine maçlarda bireysel yetenek sahne alır. Bireysel yeteneklerimiz de durunca, maalesef üzüntümüz katlandı.