Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Olağan Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde konuştu: Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı, hükümetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı, şartlar ne kadar çetrefilli olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası, Türkiye'de işbaşında deneyimli, ufuk ve vizyon sahibi, eşgüdümü güçlü kadroların bulunması; tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihi bir avantaj kazandırmaktadır. Türkiye, siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkânlardan faydalanırken, bakıyorsunuz dünyanın birçok ülkesinde temel sorun, görevde bir yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükümetler meselesidir.

Bizim 70'lerde ve 90'larda çok sık yaşadığımız, 2002 ile beraber ise çözüme kavuşturduğumuz bu problemle bugün Batılılar yüzleşmektedir. Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken, biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken, barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz. Sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost düşman herkes kabul etmek zorunda kalıyor. Türkiye; terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırmaktadır. İş dünyamızın istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok ama çok anlamlı buluyorum. İnşallah hem iktidar hem ittifak olarak bizler de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz. Kıymetli misafirler, küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde hükümetimiz tüm imkânlarıyla reel sektörümüzün yanındadır. Türkiye için üreteni, milletimize istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçılarımızı asla yalnız bırakmıyoruz. Eximbank'ın sermayesini 13.8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk beş ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son bir yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz. İmalat sanayiinde elektrik ve doğalgaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasındayız. Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için yatırım taahhütlü avans kredisi ve HIT- 30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleriyle güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız Kabine Toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken, finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik. Şu bir gerçek ki finansmana erişim ne kadar önemliyse, bu kaynakların doğru yerde ve doğru biçimde kullanılması da o derece önemlidir. Biz, ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil; üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz. Ticaret hayatının birinci kuralı, ürünü satacak pazar bulmaktır. İhracatın belirleyicisi ise dış taleptir. Kalıcı başarı, palyatif çözümlerle değil; yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmasına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizlerden gelecek her türlü öneriye de açığız.

YAKIN UZAK DEMEDİK DEİK yolculuğu merhum Özal'ın vizyonuyla 41 sene önce başladı. Bizim dış politika felsefemizin temelinde Hazreti Mevlânâ'nın pergel metaforu var. Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi düşmanlıklarla ve önyargılarla hareket etmedik.

İSTANBUL'A DAVET Uluslararası ticaret yapan şirketlere çok güçlü teşvikler getiriyoruz. Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Dünya şirketlerini bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık: Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan. Yatırımcılara da 'Türkiye'ye gelin, yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikâyesinin bir parçası olun' diyoruz.

BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRDINIZ Sadece 2025'te 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdim. 26 zirveye iştirak ettim. Gittiğim hemen her yerde DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık olduk. Çalışarak, didinerek kurduğunuz ticaret köprülerini bizzat müşahede ettim. Türkiye'yi ve Türk milletini nasıl başarıyla temsil ettiğinize şahitlik ettim. Ay yıldızlı bayrağımızın yatırımlarda ve farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten kıvanç duyduk.

KESİNTİSİZ BÜYÜYORUZ Türkiye'nin iktidarlarımız döneminde nereden nereye geldiğini çok çok iyi biliyorsunuz. Darbe girişimlerinden ekonomimizi hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar, başka bir ülkenin başına gelse onu yere serecek nice badireyi nasıl alnımızın akıyla atlattığımızın sizler şahidisiniz. Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395.9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273.3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122.6 milyar dolara ulaştı. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'ın üzerinde artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Gelişmiş ülkeler dâhil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz.